İkinci el mobilya ile dekorasyon fikri bana aslında zorunluluktan geldi. Bütçem kısıtlıydı, evi dekore etmek istiyordum ama yeni mobilya fiyatları çarpıcıydı. Bir tanıdık "eski eşya pazarlarına bak" dedi. İlk gittiğimde ne aradığımı bilmiyordum bile. İkinci el mobilya ile dekorasyon ne demek, nasıl bir seçim yapılır, bunlar için gözüm henüz eğitilmemişti. O ilk ziyarette iki şey aldım: Küçük bir konsol tablo ve eski bir ahşap iskemle. Her ikisi de biraz yıpranmıştı. Birini zımparalayıp boyadım, diğerini temizleyip cilalamayla canlandırdım. Eve koyduğumda o anlık bir şey oldu, eşyaların o odaya "oturması" denen şeyi ilk kez anladım. Üretilmiş, mağaza parfümü kokan yeni mobilyaların vermeceği bir his vardı bu ikinci el parçalarda. İkinci el mobilya ile dekorasyon sürecinde en büyük dersim seçim aşamasında geldi. Başlarda her görünen eski şeyi almak istedim. Ama kısa sürede anladım ki kötü ikinci el, kötü yeni mobilyadan daha kötü görünüyor. Yapısal sağlamlık, onarılabilirlik ve boyut uyumu, bu üçüne bakmak gerekiyor. Zamanla göz eğitim aldım. Ahşabın kalitesini dokuya bakarak anlıyorum artık. Kaplama mı, masif mi? Civata mı, zımpara mı çıkar? İkinci el mobilya ile dekorasyon sürecinde bu sorular otomatik çıkıyor zihnimden. Evim şu an çoğunlukla ikinci el parçalardan oluşuyor. Kimsenin benzeri yok hiçbir köşesi. Konuklar "bunları nereden buldun" diye soruyor. Bütçesi kısıtlı ama estetik peşinde olan herkese bu yolu öneriyorum. İkinci el mobilya ile dekorasyon sabır ve göz eğitimi istiyor. Ama karşılığı fazlasıyla veriyor.