Büyükannem her anlattığında köyün adı değişirdi. Bazen Kayabaşı, bazen Taşköy, bazen de sadece "bizim köy" derdi. Ben de yıllarca bu ayrıntıya takılmadım. Ta ki o vefat edene ve bende geriye yalnızca parçalar kalana kadar. Aile tarihi araştırma fikri aklıma aniden geldi. Bir akşam çantasının içinden eski bir fotoğraf çıktı: Siyah beyaz, kenarları yıpranmış. Arkasında yazı vardı ama mürekkep solmuştu. Okunan tek şey "1962" ve hemen altında bir harf: "K." Bu benim başlangıç noktamdı. Aile tarihi araştırma sürecine nasıl başlanır bilmiyordum. Önce annemi aradım; o da bilmiyordu. Teyzemi aradım; o da "bir yerlerde bir şeyler duymuştum ama" dedi. Kimse kesin bir şey söyleyemiyordu. Büyükannemin kardeşleri vardı ama hepsi vefat etmişti. Geriye torunlar kalıyordu ve onlara ulaşmanın yolu da belirsizdi. İnternette arama motoruna köy adlarını yazmaya başladım. Çıkan sonuçlar dağınıktı ve çoğu zaman başka köylerle karışıyordu. Sonra bir forum sayfasında birileriyle temas kurdum; memleket araştırması yapanların bir araya geldiği küçük bir topluluktu. Biri bana şunu söyledi: "Muhtarlık kayıtlarına bak, nüfus defterlerine bak." Bu söz beni harekete geçirdi. Aile tarihi araştırma çabalarımı daha sistematik bir zemine oturtmak için yakın şehrin nüfus müdürlüğüne gidip ne tür kayıtlara erişilebileceğini sordum. Orada öğrendim ki eski köy nüfus defterlerinin bir kısmı il arşivlerinde, bir kısmı da Ankara'daki merkezi arşivde tutuluyordu. Haftalar sürdü. Ama bir gün ekranda büyükannemin kız soyadını gördüm. Altında doğum tarihi, üstünde köy adı: Kayabaşı. Demek ki o her defasında doğru söylüyordu. Sadece biz dinlemiyorduk ya da dinlesek de unutuyorduk. Şu an o köye gitmeyi planlıyorum. Fotoğraf makinem hazır. Büyükannemin anlattığı çeşminin hâlâ ayakta olup olmadığını görmek istiyorum. Aile tarihi araştırma yolculuğu bana şunu öğretti: Yaşlılar konuşurken not almak, onlar gittikten sonra yıllarca size zaman kazandırır.