Deniz temizliği etkinliğine katılmak aklımın köşesinde yıllardır vardı ama bir türlü harekete geçememişim. Geçen yaz sonunda nihayet kaydoldum; sabah sekizde kıyıda olacaktım, poşetim ve eldivenlerim hazırdı. Etkinlik alanına geldiğimde yaklaşık altmış gönüllü toplanmıştı. Koordinatör bizi gruplara ayırdı, her gruba bir kıyı bölgesi verildi. Benim grubumuz küçük bir koydan sorumluydu; uzaktan bakınca temiz görünüyordu. İlk adımı attım ve o an geldi: şoke olduğum an. Kayaların arasına sıkışmış çöpler, kumun altına gömülmüş plastikler, yosunların içine dolanmış naylon poşetler. Uzaktan gözle göremediğin şeyler, eğilip bakınca oradadır. Deniz temizliği etkinliği başlamadan önce koyun temiz olduğunu sandım; iki saatin sonunda dört büyük torba doldu. En çok hangi çöp beni etkiledi? Bir bebek bezi. Kumun içinden çıkardım, ne zaman oraya geldiğini bilmiyordum ama yıllarca orada olduğu belliydi. Bu bezi görünce içimde bir şeyler değişti, tarif edemiyorum tam olarak. Grubumuzdan Kerem, profesyonel bir dalıştı. Su altına inerek ulaşamadığımız yerlerdeki çöpleri çıkardı. Yüzeye her çıkışında getirdiği şeyleri görünce insanların denizi nasıl kullandığı somutlaştı gözümde. Deniz temizliği etkinliğinin bende bıraktığı en kalıcı iz, tatilde sahile gittiğimde görmeden geçtiğim şeyleri artık görmem. Kumda yürürken önüme çıkan her plastik parçasını alıyorum. Çevre duyarlılığı benim için soyut bir kavramdan çıkıp beden hafızasına dönüştü o günden sonra. Sonraki deniz temizliği etkinliğine kaydolmak için etkinlik bitimini dahi beklemedim. Koordinatöre sordum, bir ay sonra bir etkinlik daha varmış. O tarihte de oradaydım.