Modern cami mimarisi eleştirisi, Türkiye'de hassas bir konu olmaya devam etmektedir. Ancak bu hassasiyetin arkasına sığınmak, ortada gerçek bir sorun olmadığı anlamına gelmez. Son yirmi yılda inşa edilen pek çok caminin Osmanlı dönemi yapılarıyla kıyaslandığında son derece yüzeysel kaldığı görülmektedir. Modern cami mimarisi eleştirisi çerçevesinde belirtmek gerekir ki asıl sorun, tarihi formların birebir taklit edilmeye çalışılması ama bu taklidin teknik ve estetik derinlikten yoksun olmasıdır. Büyük çaplı kubbeyi dolduramamak, ince minarelerin gövde oranlarını yanlış hesaplamak ya da cepheye gelişigüzel eklenmiş süslemeler, geleneksel mimarinin özünü değil sadece kabuğunu kopyalamaktadır. Bunun bir nedeni, tasarım sürecinin mimar yerine ihale mantığıyla yürütülmesidir. Camiler zaman zaman fiyat odaklı ihalelerle yapılmakta; deneyimli mimar yerine düşük teklifte bulunan firmalar seçilmektedir. Bu durum, yapı güvenliği açısından tehlikeli olmasa da kültürel süreklilik açısından ciddi bir kayba yol açmaktadır. Diğer bir sorun, yerel malzeme ve zanaatkâr kullanımının neredeyse ortadan kalkmasıdır. Geleneksel çini, ahşap oyma ve kalem işi gibi uygulamaların yerini fabrikasyon ürünler almıştır. Bu değişim hem görsel kaliteyi hem de yapıyla toplumun bağını zedelemektedir. Daha başarılı bir yaklaşım için mimari yarışmaların zorunlu hale getirilmesi, tarihi yapıları bilen uzmanların tasarım sürecine dahil edilmesi ve geleneksel zanaatların teşvik edilmesi gereklidir. Taklit değil; özümsenmiş ve yeniden yorumlanmış bir gelenek mümkündür.