Kronoloji hatası tarih, bugünün kavramları, değerleri ve beklentilerinin geçmişe geri yansıtılması sorununu tanımlar. Terminolojisi Yunanca anachronismos'tan gelen bu hata türü, akademik tarih yazımında doğrudan yöntemsel bir kusur olarak değerlendirilir; ancak popüler tarihin, eğitim materyallerinin ve siyasal tarih söylemlerinin içinde son derece yaygın biçimde karşımıza çıkar. Kronoloji hatası iki temel biçimde tezahür eder. Birinci tür prolepsis (öncekiyi bilerek yorumlama), sonraki dönemin bilgisini kullanarak önceki dönem aktörlerinin kararlarını değerlendirmeyi kapsar. Örneğin, 1919'da yapılan bir antlaşmanın Almanya'yı İkinci Dünya Savaşı'na taşıyacağını bilen biri o antlaşmayı imzalayanların bu sonucu öngörüp öngörmediğini sormadan değerlendirirse, aktörlerin elindeki bilgi eksikliğini görmezden gelmiş olur. İkinci tür analepsis (yanlış geriye yansıtma), modern kavramları, kurumları ya da pratikleri geçmiş dönemlere olduğundan önce yerleştirme biçiminde ortaya çıkar. Bir Orta Çağ monografisinde bürokratik devlet kavramının ya da ulus-devlet terminolojisinin dönemin aktörleri tarafından kullanılıyormuş gibi betimlenmesi bu kategoriye girer. Kronoloji hatası tarih yazımında özellikle tehlikelidir çünkü anlatısal bir cazibeyle gelir: Geçmişi anlamlı ve tutarlı bir ilerleme hikâyesi olarak sunmak için ileriye ne geldiklerini bilerek geriye yürümek çekici bir kurgu kolaylığı sağlar. Whig tarihi olarak da adlandırılan bu eğilim, tarihsel süreci bugünün kurumlarına ya da değerlerine ulaşmanın kaçınılmaz yolu olarak çerçeveler; bu çerçeveleme, geçmişin kendi bağlamındaki çoğulluğu ve tutarsızlığı yok sayar. Pratik analiz düzeyinde kronoloji hatasını avcalığı için iki metodolojik kural işlevseldir. Birincisi, tarihsel aktörlerin ellerindeki bilgi setini ve dönemlerindeki kavramsal çerçeveyi belgelemek; ikincisi, olayı yorumlarken araştırmacının elindeki retrospektif bilginin analize sızmadığını sorgulamak. Öte yandan bazı tarihçiler, kronoloji hatasına karşı aşırı duyarlılığın da methodolojik bir tuzak oluşturduğuna dikkat çeker. Geçmiş aktörlerin söylemlerinde anachronistik bir anlam katmanı keşfetmek, bu katmanın aktörler tarafından farkında olmadan işlenmiş olmasını dışlamaz; bağlamcılık ile retrospektif anlam genişlemesi arasındaki denge tarih yazımında süregelen bir metodolojik tartışma eksenini oluşturur.