Fibromiyalji tanı deneyimim dört yıl sürdü. Dört yıl boyunca bir şeyler vardı, ama ne olduğunu bilmiyordum. Yakınmalar başladığında otuz üç yaşındaydım. Sabah kalktığımda eklemlerim tutuk oluyordu. Yorgunluk geçmiyordu. Uyuduğumu sandığım gecelerin ardından yorgun uyanıyordum. Kaslar ağrıyordu ama nerede ağrıdığını tam söyleyemiyordum. İlk doktora gittim: genel dahiliye. Kan testleri. Normal çıktı. "Stres olabilir" dedi. Stres azalttım, geçmedi. İkinci doktora gittim: romatoloji. Tekrar testler, bu sefer daha ayrıntılı. Yine normal. Üçüncü doktora gittim: nöroloji. MR istedi. Fibromiyalji tanı deneyiminde en ağır kısım budur sanırım: hiçbir test anormallik göstermez. Ama sen hissediyorsun. Gerçek. Ve birileri "testlerin normal, bir şey yok" dediğinde kendinden şüphe etmeye başlıyorsun. Bir romatoloji uzmanı nihayet konuşturarak dinledi. Hangi noktalarda ağrı olduğunu basarak kontrol etti. "Fibromiyalji" dedi. Adı bilmiyordum. Açıkladı. Tanıyı aldığım gün iki şey hissettim aynı anda: rahatlama ve korku. Rahatlama, çünkü artık bir isim vardı. Korku, çünkü ne anlama geldiğini bilmiyordum. O günden bu yana yaşam düzeni yönetimim değişti. Uyku, hareket, stres; bunları dikkatli takip ediyorum. Hangi gün neden daha ağrılı olduğunu anlamaya çalışıyorum. Bazen anlıyorum, bazen anlamıyorum. Fibromiyalji tanı deneyiminden size anlatabileceğim en önemli şey: semptomlarınızı belgelemeye başlayın. Günlük not. Hangi gün ne kadar ağrı, ne kadar yorgunluk, uyku nasıl. Bu belge doktora söyleyemeyeceğiniz şeyleri söylüyor.