Borsa tahmini güvenilmez olduğu akademik çevrelerde uzun süredir kabul görüyor. Buna karşın sosyal medya, televizyon ve finans platformları her gün yeni tahminlere kucak açıyor. Yıl sonu endeks beklentileri, çeyrek sonu rallisi tahminleri, "bu hisseyi kaçırmayın" uyarıları, bunların doğruluk sicili incelendiğinde ortaya çıkan tablo ciddi derecede hayal kırıklığı verici. Borsa tahmini güvenilmez olduğunun en güçlü kanıtlarından biri, uzmanların performansını nesnel olarak ölçen çalışmalardan geliyor. Pek çok araştırma, profesyonel analistlerin orta ve uzun vadeli fiyat tahminlerinin rastgele seçimden anlamlı biçimde üstün olmadığını gösteriyor. Üstelik, geçmişte doğru tahminde bulunmuş analistlerin bu başarıyı sürdürme oranları da rastlantısal düzeyin üstüne çıkamıyor. Yani bir tahmincinin dün haklı çıkması, yarın haklı çıkacağına dair güvenilir bir sinyal değil. Bu tabloya rağmen tahminlerin bu denli yaygın kalmasının birkaç açıklaması var. Birincisi, yanlış tahminler hızla unutuluyor. Doğru tahminler ise uzun süre gündemde kalıyor ve tahminciyi otorite figürü haline getiriyor. Bu seçici hafıza, kamuoyunun tahmin doğruluk oranını olduğundan çok daha yüksek algılamasına yol açıyor. İkincisi, tahmin yapmanın maddi bir getirisi var, tahmin yapan için. Dikkat çekiyor, marka değeri oluşturuyor, kurs ve abonelik satışına kapı açıyor. Borsa tahmini güvenilmez olsa da tahmin yapmanın kendisi son derece kârlı bir iş modeli haline gelmiş durumda. Üçüncüsü, piyasalar doğası gereği öngörülmesi güç sistemlerdir. Hisse fiyatları yalnızca şirket temelleriyle değil; milyonlarca katılımcının davranışı, jeopolitik gelişmeler, merkez bankası kararları ve tamamen öngörülemeyen olaylarla şekillenir. Bir tahminciyi sistematik olarak doğru kılacak bir mekanizma yoktur. Borsa tahmini güvenilmez olduğunu kabul eden perspektiften bakıldığında, bu tahminleri takip etmenin en önemli maliyeti para değil zamandır. Her yeni tahmini izlemek, ona göre pozisyon ayarlamak ve yanıltıcı bir kesinlik hissiyle hareket etmek, yatırımcıyı kendi uzun vadeli stratejisinden uzaklaştırır. Tahmin tüketimi, özünde aktif bir dikkat dağıtıcı işlevi görüyor.