Bencil gen teorisi, Richard Dawkins'in 1976'da kaleme aldığı ve evrimsel biyolojide önemli bir çerçeveleme sunan kitabıyla yaygınlaştı. Genlerin "kendi çıkarları için" hareket ettiği fikri hem ilgi çekici hem de etkilidir. Peki bu metafor ne ölçüde gerçeği yansıtır, ne ölçüde yanıltır? Bencil gen teorisinin güçlü yanları tartışılmazdır. Kin selection (akraba seçilimi) ve inclusive fitness kavramlarını anlamamıza önemli katkı sağlamıştır. Organizmaların neden akrabalarına yardım ettiğini, neden kendini feda eder göründüğünü seçilim birimleri üzerinden açıklar. Bu çerçevede genleri seçilimin temel birimi olarak almak analitik olarak verimlidir. Bencil gen teorisine yönelik biyolojik eleştiriler ise birden fazla cepheden gelir. Seçilim biriminin yalnızca gen olduğu iddiası, organizma düzeyindeki ve grup düzeyindeki seçilim mekanizmalarını dışlar. David Sloan Wilson ve Edward O. Wilson çok düzeyli seçilim argümanlarıyla bu indirgemeciliğe güçlü bir alternatif sunmuştur. Gelişimsel biyoloji (evo-devo), genlerin birbirinden bağımsız ayrı birimler değil, karmaşık ağların parçaları olduğunu göstermiştir. Metafor olarak "bencillik" ise ayrı bir sorun yaratır. Genler karar vermez, arzulamaz, stratejik düşünmez. "Bencil gen" ifadesi evrimsel mekanizmayı zihinsel bir model aracılığıyla kavramayı kolaylaştırır; fakat okuyucu bu modelin gerçek bir süreç değil, bir analoji olduğunu unutursa kavramsal karışıklık derinleşir. Bencil gen teorisi evrimi anlamamıza katkı sağlar fakat tek bir bakış açısını tüm biyolojik organizasyona uygulamak indirgemeciliktir. Çok düzeyli perspektifler birbirini dışlamak zorunda değildir; gerçek karmaşıklık bu perspektiflerin bir arada tutulmasını gerektirir.