Görsel hiyerarşi tasarım derslerinde geçen bir kavramdı. Önemli olanı büyük, az önemliyi küçük. Mantıklı. Uyguladım. Ama tasarımlarım hâlâ karmaşık görünüyordu. Bir tasarımda üç seviye başlık vardı. Üçü de iri, üçü de kalın. Hangisinin daha önemli olduğu belli değildi. Kullanıcı gözü nereye gideceğini bilmiyordu, o yüzden hiçbir yere gitmiyordu. Görsel hiyerarşi tasarım konusunu anlamak için o günden sonra farklı denedim. Bir başlık büyük ve kalın, ikincisi orta ve ince, üçüncüsü küçük ve normal ağırlıkta. Aynı içerik, farklı bir düzen. Tasarım nefes almaya başladı. Öğrendim ki görsel hiyerarşi kontrast üzerine kuruluyor. Büyük ile küçük arasındaki fark ne kadar belirginse, hiyerarşi o kadar okunuyor. Küçük farklılıklar belirsizliğe yol açıyor. Cesur kararlar daha net bir düzen yaratıyor. Renk de hiyerarşiye katılıyor. Parlak renk dikkat çekiyor, soluk renk geri çekiliyor. Tasarımda her öğeye canlı renk vermek, hiçbirine öncelik vermemek demek. Görsel hiyerarşi tasarım anlayışının pratik sonucu şu oldu: Yeni bir sayfa tasarlarken önce önem sırasını belirliyor, sonra görsel ağırlıkları ona göre kuruyorum. En önemli ne? Bunu kullanıcı ilk görmeli. İkinci önemli ne? Bunu gözler ilkinden sonra görmeli. Bu sıralama, tasarımın pusulası haline geliyor. Kavramı ne zaman gerçekten anladım bilmiyorum. Ama bir gün bir tasarıma bakıp "bu çalışıyor" dedim ve nedenini açıklayabildim. O açıklayabilme anı, kavramın yerleştiğinin işaretiydi.