Sinemada sosyal deneyim dediğimde insanlar genellikle film salonunu düşünür. Ama benim en çok aklımda kalan, salondan önceydi. Biletimi almıştım, salon kapısı henüz açılmamıştı. Koridorda otururken yanıma biri oturdu; orta yaşlı bir adam, elinde aynı film için bilet. Sessizlik oldu bir süre, telefona baktım. Sonra adam "Hangi filmi bekliyorsunuz?" diye sordu. Aynı film olduğunu söyleyince gülüştük. Sinemada sosyal deneyim böyle bir yerden başladı; tesadüfle. Adamın adını öğrendim, film merakı onu da kaptırmıştı benimkine benzer bir süreçte. Konuştukça iki farklı neslin aynı yönetmene olan ilgisi belirdi. O yönetmeni neden sevdiğimizi anlattık; söylediği şeyler benim düşüncelerimle örtüşüyordu ama farklı bir dönemin penceresinden geliyordu. Salon kapısı açıldığında fark etmedik. Giriş alarmı çalınca konuşmanın ortasında kaldık. "Film sonrası konuşalım mı?" dedi. Kabul ettim. Film çok güzeldi; salondan çıkınca yüzümüzde aynı dalgın ifade vardı. Kısa bir kahve içtik, film hakkında konuştuk. Sinemada sosyal deneyim beklenmedik bir ders getirdi: gerçek film tartışması, telefon değil insan istiyor. O günden sonra bekleme koridorlarında telefona biraz daha az bakıyorum. Yanımdaki yabancının elinde bilet varsa bazen gülümseyip başlıyorum. Çoğu kez sessizlik kalıyor; ama bazen güzel bir sohbet açılıyor. O olasılık beni mutlu ediyor.