Mandolin öğrenme süreci benim için hiç planlanmamış bir yolculuktu. Pazar yerinde eski bir tezgâhta gördüm; fiyatı çok uygundu, rengi güzeldi, aldım. Evde yatağın kenarına koydum iki hafta boyunca sadece baktım. Mandolin öğrenme süreci başladığında hiç hocam yoktu; tamamen kendi kendime, çevrimiçi kaynaklarla yürüttüm. İlk hafta sadece ses çıkarmayı öğrendim; pena darbesi, tel tutma, temel duruş. Mandolinin boynu gitardan çok daha ince; parmaklar yakın, her şey kompakt. İkinci haftada basit bir döngü çaldım. Bu çok erken bir başarı hissiydi. Mandolin öğrenme süreci görece hızlı ilerleme olanağı sunuyor; enstrümanın yapısı bazı sesleri erişilebilir kılıyor. Alt ayda temel skalalar, birkaç halk türküsü ve bazı basit melodiler öğrendim. Mandolin öğrenme süreci boyunca en büyük zorluk nüans kontrolüydü. Pena baskısı çok fazla olunca ses yassılaşıyor, çok az olunca ses çıkmıyor. Bu denge kulakla öğreniliyor. Bir yılda nereye geldim? Sahne performansı yok; ama ev ortamında halk türkülerini akıcıca çalabiliyorum. Birlikte çalabileceğim arkadaşlar buldum, küçük bir gitar-mandolin düeti oluşturduk. Bu beklentimin çok ötesinde bir kazanımdı. Mandolin öğrenme süreci bana şunu öğretti: müzik için her zaman resmi bir başlangıç noktası gerekmez. Bazen bir tezgâh, bazen bir merak yeterli.