Çocuk modası eleştirisi söz konusu olduğunda, sektörün en az tartışılan ama en rahatsız edici boyutlarından biriyle karşılaşılmaktadır. Yetişkin moda trendlerinin çocuk giyimine aktarılması, yalnızca estetik değil gelişimsel ve etik açıdan da sorunlu bir pratiktir. Çocuk modası eleştirisi açısından önce işlevsellik meselesine bakılmalıdır. Dar paça pantolonlar, ince taban ayakkabılar ve kısıtlayıcı kesimler, çocukların hareket özgürlüğünü sınırlamaktadır. Oyun oynamayı, koşmayı ve yere oturmayı kısıtlayan kıyafetler, çocuğun bedensel gelişimiyle çelişmektedir. Bu kıyafetler çocuk için değil, çocuğa bakan yetişkinin estetik beklentisi için tasarlanmaktadır. Birden fazla boyutu olan bir sorun da erken cinsiyetlendirmedir. Kız çocukları için kısa etekler ve kesik omuzlu üstler ile erkek çocukları için spor-agresif imgeler içeren kıyafetler, cinsiyet rollerine dair erken ve tek boyutlu mesajlar vermektedir. Çocuk modası eleştirisi bu noktada pedagojik bir soruya dönüşmektedir: Giyim aracılığıyla çocuklara ne öğretiyoruz? Fiyat politikası da eleştiriyi hak etmektedir. Yüksek maliyetli 'tasarımcı çocuk giyimi', hızla büyüyen çocuk bedenlerini düşündüğümüzde ekonomik açıdan tartışmalı bir tercihtir. Bu tercihin arkasında çocuğun ihtiyacı değil statü gösterimi yatmaktadır. Sektörün çocuk giyimine yaklaşımı, işlevsellik, hareket özgürlüğü ve yaşa uygunluk kriterlerini merkeze alarak yeniden kurgulanmalıdır. Çocuklar yetişkinlerin küçük kopyaları değildir; giyimleri de böyle tasarlanmamalıdır.