Glütensiz diyet faydası tartışması, iki farklı grubu net olarak ayırt etmeden yürütüldüğünde yanıltıcı sonuçlara ulaşıyor. Çölyak hastalığında glüten, küçük bağırsakta ciddi otoimmün hasar yaratır ve ömür boyu glüten eliminasyonu bu hastaların tek tedavisidir. Bu grup için glütensiz diyet hayat kurtarıcıdır. Ancak söz konusu popülasyon, genel nüfusun yaklaşık yüzde birini oluşturuyor. Geri kalan yüzde doksan dokuza yönelik iddialar çok daha muğlak. "Glüten hassasiyeti" kavramı medikal literatürde tartışmalı olmayı sürdürüyor. Çift kör çalışmalar tasarlandığında, katılımcıların önemli bir bölümünün glütenin kendine değil; buğdaydaki fruktanlar gibi fermente edilebilir karbonhidrat bileşenlerine tepki verdiği görüldü. 2013'te Monash Üniversitesi'nden Jessica Biesiekierski ve ekibinin yürüttüğü çalışma, glüten hassasiyeti olduğunu düşünen bireylerde kör koşullarda glüten verildiğinde semptomların artmadığını gösterdi. Tetikleyici büyük olasılıkla FODMAP grubuydu. Glütensiz diyet faydası anlatısının yayılmasında "clean eating" kültürünün rolü büyük. Tahılları elenmiş beslenme programları, enerji artışı, beyin sisi gidermesi ve kilo kaybı gibi vaatlerle sunuluyor. Bu etkiler bildirildiğinde ortada üç olası açıklama var: Birincisi, glüten içeren işlenmiş gıdaların zaten kalorisi yüksek ürünler olduğu ve bu gıdaları kesmekle genel kalori alımının düştüğü. İkincisi, glüten yerine geçen ürünlerin genellikle daha az işlenmiş olması. Üçüncüsü, beklenti etkisi. Glütensiz diyet faydası yoktur derken dikkat edilmesi gereken nokta şu: Glütensiz ürünler her zaman daha sağlıklı değil. Glütensiz etiketli pek çok ürün, tekstürü korumak için daha fazla yağ, şeker ve katkı maddesi içeriyor. Çölyak dışı bireyler için bu ürünlere geçmek, besin kalitesini düşürebilir. Ayrıca tam tahıllar; lif, B vitaminleri, demir ve magnezyum açısından önemli kaynak. Glüteni gereksiz yere kesmek bu besinlerin de kısıtlanması anlamına gelir. Glütensiz diyet faydası araştırmalarının metodolojik sorunları da kayda değer. Çoğu çalışma, kör koşulların oluşturulmasını engelleyen gıda matrisi sorunlarıyla karşılaşıyor. Katılımcı önyargısı ve kendini izleme etkisi sonuçları kirletiyor. Kontrol grupları yeterince tasarlanmıyor. Bu nedenle mevcut kanıt, glüten hassasiyetsiz bireylerde kısıtlamanın sistematik bir faydaya yol açtığını göstermiyor. Çölyak tanısı almış ya da klinik değerlendirmeyle glüten hassasiyeti doğrulanmış bireyler için glüten eliminasyonu zorunludur. Diğerleri için glütensiz ürünlere harcanan ekstra bütçenin ve besin grubu kısıtlamasının kanıtlanmış bir karşılığı yok.