Kültür Bakanlığı ve baro kayıtlarına dayanan sektör analizi, telif hakkı ihlali dava sayısının son iki yılda ikiye katlandığını ortaya koydu. Dijital kanallar üzerinden gerçekleşen ihlallerin bu artışın temel motoru olduğu belirlendi. Telif hakkı ihlali dava sayısındaki artışın bileşenleri incelendiğinde, e-kitap ve dijital metin kopyalamalarının yüzde altmış altı oranıyla en büyük payı oluşturduğu görülüyor. Görsel içerik ihlalleri onu izliyor. Müzik ve ses kayıtlarındaki ihlallerin ise nispi payı önceki yıllara kıyasla düşmüş; bu durum müzik sektörünün dijital lisanslama altyapısını güçlendirmesiyle açıklanıyor. Telif hakkı ihlali dava süreçlerindeki en büyük güçlük, ihlali işleyen tarafın coğrafi konumundan kaynaklanıyor. Yurt dışı kaynaklı ihlallerde hukuki yaptırımın uygulanması büyük çoğunlukla pratik engellerle karşılaşıyor. Bu durum, uluslararası telif hakkı iş birliği mekanizmalarını yeniden gündemin ön sıralarına taşıdı. Telif hakkı ihlali meselesinin eğitim boyutu da tartışmalarda yer buluyor. Araştırmacılar ve öğrencilerin akademik kaynaklara yasal erişim güçlüğünü ihlaller için bir gerekçe olarak öne sürdüğü görülüyor. Uygun fiyatlı erişim modellerinin geliştirilmesi, bu sorunun uzun vadeli çözümünde kilit bir unsur olarak değerlendiriliyor. Yayınevleri ve telif hakkı sahipleri derneklerinin ortak açıklaması, telif hakkı ihlali önleme kapasitesinin güçlendirilmesi için dijital takip sistemlerine yatırım yapılması ve hızlı uyarı-kaldırma mekanizmalarının etkinleştirilmesi çağrısıyla sona erdi.