Deprem yönetmeliği estetik çatışması, Türkiye'nin inşaat gündeminde nadiren doğrudan konuşulan ama sahada sıkça yaşanan bir gerilimi ifade etmektedir. Yönetmeliklerin gerektirdiği yapısal kararlarla mimarın ya da mal sahibinin estetik tercihleri çakıştığında, güvenliğin kaybeden taraf çıkması alışılmışın dışında değildir. Deprem yönetmeliği estetik çatışmasının somut bir örneği kolon tasarımıdır. Yapısal hesaplara göre belirlenen kolon boyutları, zaman zaman açık plan yaratmak ya da görsel sadeliği korumak isteyen projelerde aşındırılmaktadır. İnce kolona izin verilmesi ya da kolon sürekliliğinin bozulması, hem yönetmeliği hem de fizik kurallarını ihlal etmektedir. Benzer biçimde cephe tasarım kararları da yapısal riski artırabilmektedir. Yapıya eklenen ağır cephe elemanları, geniş cam yüzeyler ve asimetrik kütleler, deprem sırasında beklenmedik tork ve titreşim etkileri yaratmaktadır. Bu etkiler, statik hesaplarda ihmal edildiğinde kritik hasar noktaları oluşabilmektedir. Denetim mekanizması bu boşluğu kapatmakta yetersiz kalmaktadır. Ruhsat sürecinde yapısal ve mimari projeler ayrı ayrı incelenmekte; ancak iki disiplin arasındaki çelişkiler proje onay aşamasında fark edilememektedir. Çözüm için yapısal mühendis ve mimarın sürecin başından itibaren birlikte çalışmasını zorunlu kılan proje yönetim standartları geliştirilmeli ve bağımsız teknik denetim uygulamaya konulmalıdır. Estetik kaygı değersiz değildir; ama güvenliği hiçbir estetik kaygı gerekçelendiremez.