CAP teoremi, dağıtık sistemler literatüründe merkezi bir konum edinmiş olsa da bölünme (partition) yokken sistemin nasıl davrandığı konusunda sessiz kalır. Daniel Abadi'nin 2012'de önerdiği PACELC çerçevesi, tam da bu boşluğu doldurmak amacıyla geliştirilmiştir. PACELC cap teoremi ilişkisi, sıkça yanlış anlaşılan bir nüans barındırır: PACELC, CAP'i çürütmez, genişletir. PACELC notasyonu şu şekilde okunur: Partition (P) durumunda sistem Availability (A) ile Consistency (C) arasında seçim yapar; Else, yani partition yokken, Latency (L) ile Consistency (C) arasında seçim yapar. Bu ikinci eksen, PACELC cap teoremi bağlamında özellikle önemlidir; çünkü production sistemlerinin büyük çoğunluğu zamanın %99'undan fazlasında partition-free durumda çalışır. CAP yalnızca aşırı durumu modellerken, PACELC normal çalışma koşullarını da kapsar. Gecikme-tutarlılık ekseninin pratik yansıması nedir? Bir işlem birden fazla replikaya senkron olarak yazılacaksa, koordinatör en yavaş replikanın onayını beklemek zorunda kalır. Bu durum tail latency'yi yukarı çeker. Öte yandan asenkron replikasyon kullanılırsa koordinatör hemen yanıt verebilir; ancak bir replikanın geride kalması halinde okuma tutarsızlığı riski doğar. İşte PACELC cap teoremi bu dengeyi formal bir dil içinde ifade eder. Sistem sınıflandırması açısından, örneğin Dynamo-tarzı sistemler PA/EL kategorisine girer: partition altında availability'yi tercih eder, normal koşullarda ise düşük gecikme için tutarlılıktan ödün verir. PostgreSQL tabanlı dağıtık motorlar ise PC/EC eğilimindedir: hem partition hem de normal çalışma koşullarında tutarlılığı koruma yolunu seçer, bedelini gecikme ve availability kısıtlamalarıyla öder. PACELC'in pratik tasarım kararlarına katkısı, özellikle read/write quorum seçiminde belirginleşir. Bir sistem W + R > N koşulunu (N replika sayısı) sağladığında strong consistency elde edilir fakat gecikme artar; koşul gevşetildiğinde gecikme düşer ancak stale read olasılığı açılır. Bu ödünleşim, PACELC cap teoremi çerçevesinde sistemin "EL" mi yoksa "EC" mi olduğunu belirler ve mimari kararın doğrudan bir ifadesidir. Son olarak, PACELC'in bir sınırlılığını da belirtmek gerekir: çerçeve ikilik (binary) bir sınıflandırma sunar, oysa gerçek sistemler bu eksenler üzerinde sürekli bir spektrumda konumlanır. Cassandra'nın ayarlanabilir consistency seviyeleri (LOCAL_QUORUM, EACH_QUORUM vb.) tam da bu spektrumda farklı noktalara erişmeyi mümkün kılar; hangi noktanın seçileceği ise iş gereksinimlerine ve ağ topolojisine bağlıdır.