Geç yaşta kitap okumaya başlamak, sanki bir kapıyı çok sonra açmak gibi. İçeri girdiğinizde "neden daha önce gelmedim?" diye soruyorsunuz kendinize. Otuzlu yaşlara kadar roman okumadım. Pek çok kişi çocukken okuyordu, bende bu alışkanlık hiç oluşmamıştı. "Roman benim için değil" diye düşündüm yıllarca. Geç yaşta kitap okumaya başlamak bir öneriyle oldu. Bir arkadaşım elime bir roman tutuşturdu, "sadece ilk bölümü oku" dedi. İlk bölümden sonra bırakamadım. O ilk roman deneyiminin bende yarattığı his tarif edilmez. Başka birinin zihninin içine girmek. Farklı bir hayatı yaşamak. Sayfalarda bir dünya. Geç yaşta kitap okumaya başlamanın ilginç yanı şu: olgunlukla okumak farklı. Çocukken okunan kitapların ne kadarı gerçekten anlaşılır? Ben kendi deneyimlerimle, hatalarımla, sevinçlerimle okudum o romanı. Karakterleri daha derinden anladım belki. Üç yılda onlarca roman okudum artık. Bazıları hafif, bazıları ağır. Bazıları yarım sayfada sıkıldım bıraktım, bazıları bir haftada bitirdim. Geç yaşta kitap okumaya başlamak için pişmanlık duymuyorum. Gecikme yoktu, zamanı buydu. Her şeyin bir zamanı var ve romanların zamanı bende otuzlu yıllarda geldi.