Stop motion animasyon yapımı deneyimim, her kareden sonra "bir kare daha" diyerek sabaha girdiğim gecelerle şekillendi. Stop motion için küçük bir proje seçtim: bir fincan kahvenin masada dans ettiği kırk saniyelik bir klip. Basit görünüyordu. Yapabilirdim. Stop motion animasyon yapımına başlamadan önce hesap yaptım: saniyede 12 kare, kırk saniye, 480 fotoğraf. Tamam, bir iki günlük iş. İlk oturumda 60 kare çektim ve sahneyi izledim. Fincan sallanıyordu ama hareket tutarsızdı, kimi karede 2 milimetre, kimi karede 5 milimetre kaymış. Tempo dağılmıştı. Stop motion animasyon yapımında en öğretici şey sahneler arasındaki tutarlılık. Her kare arasında nesneyi ne kadar hareket ettirdiğini tutarlı tutmak zorundansın. Aksi hâlde hareket bozuluyor. Ben ilk denemede bunu öğrendim, sıfırdan başlamak zorunda kaldım. Sabahladığım geceler, kurulumu bozmamak için oturumları uzattığımda oldu. Bir kez sahneyi dağıtırsan her şeyi yeniden kurmak saatler alıyor. Işık aynı açıda olmalı, nesne aynı konumdan başlamalı. Sürekli fotoğraf çekip izleyerek ilerliyordum. O projenin son 12 saatini tek oturumda bitirdim. Sabah 5'te son kareyi çektim. Videoyu çevirdim ve izledim. Fincan dans ediyordu. Kötü değildi. Harika da değildi. Ama benimdi. Stop motion animasyon yapımı bana sabır ve tutarlılık öğretti. Ve her karenin küçük bir karar olduğunu, bu küçük kararların toplamı sonunda hareket oluyor.