Animasyonda hareketi inandırıcı kılmak, tarihin en zorlu sanatsal sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Motion capture geleneksel animasyon karşılaştırması bu iki yaklaşımın hareket kalitesi ve anlatısal etkinliği üzerindeki farklı etkilerini değerlendirir. Motion capture (mocap), gerçek oyuncuların bedensel hareketlerini sayısal veri olarak kaydeder ve bu veriyi dijital karakterlere aktarır. Fiziksel doğruluğun yüksek olduğu durumlar için güçlüdür; vücut dinamiği, ağırlık dağılımı ve insan hareketinin karmaşık örüntüleri çok daha kolay elde edilir. Bu yöntem özellikle gerçekçi insan figürlerini işleyen yapımlarda zamandan ve el emeğinden tasarruf sağlar. Motion capture geleneksel animasyon karşılaştırmasında mocap'ın sınırlamaları "uncanny valley" (ürkütücü vadi) ile ilgili tartışmalarda sıkça öne çıkar. Gerçek hareketi birebir aktaran ama tam olarak insan olmayan karakterler, izleyicide rahatsızlık yaratabilir. Dahası, mocap verisini olduğu gibi animasyona aktarmak çoğu zaman yeterli değildir; animatörler veriyi temizlemeli, abartmalı ve ifade için yeniden biçimlendirmelidir. Mocap ham veri olarak başlayıp sanatsal el emeğiyle tamamlanır. Geleneksel animasyon (2D ya da 3D keyframe animasyon) tamamen sanatçının yorumuna dayanır. İskelet hareketleri, yüz ifadeleri ve vücut dinamiği kare kare çizilir ya da ayarlanır. Bu yöntemin güçlü yanı stilize abartmaya olan açıklığıdır. Saçların süpürülmesi, darbenin etkisiyle vücudun gerilmesi ya da komik sıçramalar fiziksel gerçeklikle bağları zayıf ama anlatısal olarak çok güçlü hareketlerdir. Geleneksel animasyon bu tür anlatısal abartmayı doğal biçimde barındırır. Motion capture geleneksel animasyon karşılaştırmasında ikisinin birlikte kullanımı yaygındır. Temel figür hareketi mocap ile elde edilir; yüz ifadesinin nüansları ve abartılmış fizik tepkileri animatörler tarafından manuel olarak eklenir. Bu hibrit yaklaşım hem fiziksel doğruluk hem anlatısal ifade hedeflediğinde tercih edilen yöntemdir.