Sinema fragmanları benim için asıl filmin öncesidir. Ve çoğu zaman o öncesi, asıl filmden daha keyiflidir. Bunu fark ettiğim gün yanlışlıkla seans zamanını erken okumuştum. Yarım saat erken girdim. İlk seans bitmemişti, lobi'de bekledim. Sonra oturdum, fragmanlar başladı. Yaklaşan filmlerdi, yeni görüntüler, müzikler. Yarım saat geçti gitmeden. Sinema fragmanları neden bu kadar etkileyici? Cevap yapısal. İki dakikada bir filmin en iyi sahnelerini alıyorsun, doğru müzikle, doğru kesimlerle çerçevelenmiş. Zihin tamamlanmamış döngüleri kapatmak istiyor, sonu belli olmayan fragman bu isteği açık bırakıyor. Merak devam ediyor. Bazı fragmanlar filmi bozdu bende. Tüm espriler fragmanda verilmiş, salondan kahkahalar gelmiyor çünkü herkes biliyor. Ya da duygusal sahne gösterilmiş, film sırasında aynı etki oluşmuyor. Bu hayal kırıklığı fragman izlemeyi bırakmamı sağlamadı ama fragman seçiciliğime yol açtı. Şimdi sadece belirli türlerin fragmanlarını izliyorum; aksiyon ve bilim kurgu evet, drama ve gerilim hayır. Drama fragmanı gösterse de ne hissettirirse hissettirsin, film sırasındaki o hissi bir miktar götürüyor. Sinema fragmanlarını bir tür sanat formu olarak görmeye başladım bir dönem. Yapımcı ayrı, yönetmen ayrı, kurgu ayrı. Fragman o filmin fragmenti değil, başka bir özet. Ve bazen bu özet aslından daha tutarlı çıkıyor. Bir gece fragman maratonu yaptım, film izlemeden. Güldüm, heyecanlandım, merak ettim. Film izlemiş gibi bir yoğunluğa ulaştım. Bu da bir şey söylüyor.