Sistemik risk CoVaR MES ölçümü, 2008 küresel finansal krizinin ardından merkez bankacılığı ve finansal regülasyon gündeminin odağına giren makro-ihtiyati analiz araçlarıdır. Her iki metodoloji de bireysel kurumların kendi portföy riskini aşan, sistemik düzeydeki zarara katkısını ölçmeye çalışır. CoVaR (Conditional Value at Risk), Tobias Adrian ve Markus Brunnermeier tarafından geliştirilmiştir. Kavramsal olarak CoVaR, belirli bir finansal kurumun sıkıntı içinde olduğu koşulda, tüm finansal sistemin Riske Maruz Değeri'nin (VaR) ne olduğunu ölçer. Bir kurumun sistemik risk katkısı ΔCoVaR olarak ifade edilir: Kurumun sıkıntı koşulundaki sistemik VaR ile ortalama koşullardaki sistemik VaR arasındaki fark. Sistemik risk CoVaR MES ölçümü bağlamında CoVaR, bir kurumun iflasının ya da ciddi değer kayıplarının sisteme nasıl yayıldığını kuantifiye eder. MES (Marginal Expected Shortfall), Acharya ve diğerleri tarafından formüle edilmiştir. MES, finansal sistem bir bütün olarak ciddi bir stres yaşadığında (örneğin piyasa getirilerinin belirli bir eşiğin altına düştüğü günlerde) belirli bir kurumun beklenen hisse senedi kaybını ölçer. Daha sonra geliştirilen SRISK ölçütü, MES'i kaldıraç oranı ve defter değeri verileriyle birleştirerek sistemik kriz koşulunda bir kurumun sermaye açığının boyutunu tahmin eder. Sistemik risk CoVaR MES arasındaki metodolojik fark, pratik sonuçlar açısından anlamlıdır. CoVaR, kurumun sıkıntısının sisteme yayılma yönüne (dışa doğru spillover) odaklanırken; MES, sistemin stresinin kuruma ne ölçüde yansıdığını (içe doğru spillover) ölçer. Bu nedenle iki ölçüt zaman zaman farklı kurumları en riskli olarak işaret edebilir; bu ayrışmanın düzenleyici karar alma süreçlerindeki anlamı üzerine aktif tartışma sürmektedir. Katılımsal ölçüm açısından her iki metodoloji de piyasa bazlı verilere dayanır: hisse senedi getirileri, kredi temerrüt takası (CDS) primleri ve bilanço verileri. Bu piyasa bazlı yaklaşımın avantajı, denetim raporlarının gecikmeleri olmadan gerçek zamanlı sistemik risk sinyalleri üretmesidir. Dezavantajı ise piyasa fiyatlarının kendi başına bazen yanıltıcı sinyaller, aşırı iyimserlik dönemlerinde düşük risk fiyatlaması, üretebilmesidir. Regülasyon bağlamında G-SIB (Küresel Sistemik Açıdan Önemli Bankalar) tanımlamasında Basel Komitesi gösterge bazlı bir yaklaşım benimsemiştir. Sistemik risk CoVaR MES gibi piyasa bazlı ölçütler tamamlayıcı analitik araçlar olarak kullanılmakta; doğrudan regülasyon belirleyicisi olarak henüz merkezi bir rol üstlenmemektedir. Bu konuma geçişin önündeki en büyük engel, piyasa verilerinin zamansallığı ile regülasyon kararlarının sağlamlık gerekliliği arasındaki gerilimdedir. Araştırma gündeminde sistemik risk ölçütlerinin banka dışı finansal aracılara, shadow banking, varlık yönetimi şirketleri, merkezi karşı taraflar, uyarlanması aktif bir çalışma alanı olmaya devam etmektedir.