Birinci Dünya Savaşı nedenleri, yalnızca 28 Haziran 1914'te Saraybosna'da gerçekleşen suikastle açıklanamaz. O kurşun bir kıvılcımdı; ama barut yıllardır birikiyordu. Tarihçiler Birinci Dünya Savaşı nedenleri arasında en sık dört ana başlığa dikkat çeker: milliyetçilik, emperyalizm, militarizm ve ittifak sistemi. Bu dört etken, birbirine kenetlenmiş bir baskı kazanı oluşturmuştu. Milliyetçilik, 19. yüzyılın sonlarında Avrupa'yı derinden sarstı. Özellikle Balkanlar, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan imparatorluklarının çözülmesiyle birlikte çok sayıda etnik grubun bağımsızlık talebiyle kaynıyordu. Sırp milliyetçiliği, Pan-Slavizm akımı ve Avusturya-Macaristan'ın bu talepleri bastırma çabası sürekli bir gerilim yaratıyordu. Emperyalizm cephesinde ise Avrupa büyük güçleri, Afrika ve Asya'daki sömürge pazarları için kıyasıya rekabet ediyordu. İngiltere, Fransa ve Almanya arasındaki ekonomik ve siyasi çatışma her geçen yıl derinleşti. Bu rekabet, ülkelerin büyük savunma harcamalarını meşrulaştırmak için kullandığı milliyetçi söylemi de besledi. Militarizm, tüm büyük güçlerin kara ve deniz kuvvetlerini hızla büyütmesine yol açtı. Alman deniz kuvvetlerinin genişlemesi İngiltere ile ciddi bir silahlanma yarışını ateşledi. Fransa ve Almanya, 1870-71 Fransız-Prusya Savaşı'ndan bu yana birbirini potansiyel düşman olarak görüyordu; her iki ülkenin de seferberlik planları yıllarca ince ince işlenmişti. İttifak sistemi ise küçük bir kıvılcımı büyük yangına çevirdi. Almanya, Avusturya-Macaristan ve İtalya'dan oluşan Üçlü İttifak ile Fransa, Rusya ve İngiltere'den oluşan Üçlü Antant, bir domino etkisi yarattı. Arşidük Franz Ferdinand'ın Sırp milliyetçisi Gavrilo Princip tarafından öldürülmesinin ardından Avusturya-Macaristan Sırbistan'a ültimatom verdi, Rusya seferberlik ilan etti, Almanya Rusya ve Fransa'ya savaş açtı, İngiltere Belçika'nın işgali üzerine devreye girdi. Birinci Dünya Savaşı nedenleri arasında Almanya'nın savaşı kışkırtmadaki payına dair "Alman suçluluğu" tezi uzun süre hâkim oldu; ancak sonraki araştırmalar sorumluluğun birden fazla güç arasında paylaşıldığını ortaya koydu. Savaş, dört yıl boyunca on yedi milyon insanın hayatına mâl oldu ve Avrupa'nın siyasi haritasını kalıcı biçimde yeniden çizdi.