Akustik gitardan elektro gitara geçiş yapmaya karar verdiğimde çevremden "zaten benzer değil mi" sorusu geldi. Değil. Farklı bir dünya. Akustik gitarda dört yıl geçirdim. Bazı şeyleri iyi yapıyordum, bazılarında yetersiz kalıyordum. Ama bir sınıra takıldığımı hissediyordum. Elektro gitarın o sınırı aşmama yardımcı olacağını düşündüm. Yanlıştı bu düşünce, ama doğru da çıktı ayrı bir şekilde. Akustik gitardan elektro gitara geçişte ilk şok şuydu: elektro gitarın telleri çok daha ince ve yakın. Akustikte güçlü basmaya alışmıştım; elektroda aynı baskıyı yapınca ses bozuluyor. Yeni bir dokunuş hassasiyeti öğrenmem gerekti. Ampliyer bir başka dünya. Akustik gitarda her şey gitilistin elinde. Elektroda sesi şekillendirecek bir alet var karşında. Hangi ton, ne kadar fazla, nasıl bir karakter. Bunlar teknik bilgi istiyor. Ben başta hiçbirini bilmiyordum. Akustik gitardan elektro gitara geçişin en güzel yanı yeni sesler keşfetmekti. Bozuk efekti ilk denediğimde güldüm. Saf heyecandı. Zorlu olan ise teknik düzeydeydi. Akustikte görmezden gelebildiğim bazı eksikler elektroda gizlenemiyor. Pikaj tekniği, muting, vibrato. Bunlar çok daha belirgin oluyor. Akustik gitardan elektro gitara geçiş yolculuğu bana yeniden başlangıç seviyesinin ne olduğunu hatırlattı. Dört yıllık deneyimime rağmen bazı şeyleri sıfırdan öğrenmek gerekti. Bu alçakgönüllülük, müzisyenlik için de hayat için de iyi bir ders.