Sinema koltuk seçimi benim için her seferinde küçük bir strateji oyunudur. Ön mü, arka mı, orta mı, yan mı? Yıllar içinde kendi formülümü geliştirdim. Ama bir gün formül çöktü. O gün bilet aldım, koltuk numaramı kontrol ettim. D12. Salon biraz doluydu, koltukları saydım. Oturdum. Film başlamak üzereydi. Bir süre sonra yanıma biri geldi. Biletine baktı, bana baktı. "Bu benim koltuk sanırım" dedi. Biletimi çıkardım. Baktım. D12 yazmıyor, E12 yazıyor. Yanlış satıra oturmuştum. Karanlıkta kalkmak, özür dilemek, yukarı çıkmak. Film neredeyse başlamıştı. Sinema koltuk seçimi meselesi bu kadar tuhaf bir yere bağlanacaktı kim düşünürdü. E12'ye oturdum. Öne değil, biraz daha arkaya. Ekran açısı tamamen değişti. Başım hafif aşağı baktı sürekli. Film boyunca bu küçük rahatsızlıkla mücadele ettim. Boynum tutuldu, gözüm şekillenmeye çalıştı. Sinema koltuk seçiminin ne kadar belirleyici olduğunu o gün anladım. Filmden çok az şey hatırlıyorum o geceden. Ama koltuk meselesini hiç unutmadım. O günden sonra biletimi iki kez kontrol ediyorum. Salona girerken numaraları saymak yerine telefondaki düzen planına bakıyorum. Ve birkaç dakika erken giriyorum ki karanlıkta sayım hata yapmayayım. Sinema koltuk seçimi gerçekten film deneyimini etkiliyor. Bu dramatik görünebilir. Ama orada iki saat geçireceksiniz, doğru açı önemlidir.