Granüler sentez grain parametreleri, ses malzemesini çok sayıda kısa parçacığa ayırarak yeniden inşa etme prensibine dayanır ve bu parçacıkların boyutu ile örtüşme miktarı sonuç tınıyı köklü biçimde dönüştürür. Granüler sentezin teorik temeli, Dennis Gabor'un 1947'de ortaya koyduğu kuantum-akustik çerçeveye uzanır; zaman ve frekans çözünürlüğünün eş zamanlı olarak sonsuz hassasiyette sağlanamayacağını öne süren Heisenberg belirsizliği, ses alanında Gabor belirsizliği adını alır ve grain boyutu seçimini doğrudan etkiler. Granüler sentez grain parametreleri açısından grain süresi tipik olarak 1 ms ile 200 ms arasında değişir. 1-10 ms aralığındaki çok kısa grainler ayrı ayrı duyulmaz; bunun yerine toplulukları bir spektral bulut oluşturur ve algılanan sonuç gürültümsu bir dokuya benzer. Frekans içeriği bakımından bu kadar kısa pencereler dikdörtgen pencere etkisi nedeniyle spektral sızdırma (spectral leakage) üretir; bu nedenle kısa grainlere Hann veya Gaussian pencere fonksiyonu uygulanması zorunludur. Pencere tipi seçimi, grainlerin kenarlarında oluşacak tıklama gürültüsünü (click) bastırdığı gibi spektral yan lobların (side lobe) büyüklüğünü de belirler. 50 ms civarındaki orta boy grainlerde tınısal karakter değişir; temel frekansın perdesini yeterince tanımlamak için gereken minimum süre olan yaklaşık 30-50 ms eşiğinin üzerinde olunduğundan algılanan ton stabilitesi artar. Bu boyuttaki grainler, insan kulağının perde algılama mekanizmasıyla örtüşür ve sonuç ses daha melodik bir yapıya bürünür. 100 ms'yi aşan grainlerde ise orijinal ses malzemesinin kendi iç dinamikleri belirginleşmeye başlar ve granüler işlem giderek daha az fark edilir hale gelir. Örtüşme (overlap) parametresi, granüler sentez grain parametreleri sistemi içinde yoğunluk ve pürüzsüzlük açısından belirleyici bir değişkendir. Örtüşme miktarı, birim zamanda üretilen grain sayısıyla doğrudan ilişkilidir. Düşük örtüşme değerlerinde (örneğin iki grainın yüzde yirmisi çakıştığında) grainler arasında sessizlik boşlukları oluşur ve sonuç ses gevşek, parçalı bir doku kazanır; ritimsel ya da titreşimli efektler için bu yapı bilinçli olarak tercih edilebilir. Örtüşme yüzde seksen-yüze yükseldiğinde ise kesintisiz, akıcı bir ses akışı elde edilir ve kaynak materyalin doğal sürekliliği korunmuş gibi algılanır. Granüler sentez grain parametreleri arasındaki etkileşim doğrusal değildir. Grain boyutu küçüldükçe istenen örtüşme miktarı da artmalıdır; aksi hâlde yoğunluk yetersiz kalır. Bu ilişki, ses yoğunluğunu sabit tutmak için kullanılan yoğunluk normalizasyonu algoritmasıyla birleştirildiğinde karmaşık geri besleme döngüleri ortaya çıkabilir. Gerçek zamanlı granüler motorlarda bu dengeyi CPU yükü baskısı altında sürdürmek tasarım açısından ciddi bir mühendislik sorunudur. Ses uzatma (time-stretching) uygulamalarında grain boyutu ve örtüşme oranı, perdede değişiklik yaratmadan süre uzatmanın kalitesini belirler. Orijinal ses yerine seçilen grain konumları titizlikle atlandığında ve örtüşme zarfları doğru tasarlandığında sinyalin perde bilgisi korunurken süre iki ila dört katına çıkabilir; bu işlem koro sesi elde etmek için de kullanılan etkili bir tekniktir.