Kaçkar Dağları yağmur konusunda kimse beni yeterince uyarmamıştı. "Biraz yaş olur" demişlerdi. Biraz değildi. Gruptan ayrılmamın nedeni saçmaydı: fotoğraf çekmek için on metre geride kaldım. Döndüğümde yol yoktu, sis inmişti. Kaçkar yağmuru birden gelir ve birden hafızanı siler. Dağ kılavuzu hâlâ yirmi metre ilerideydi, sesi duyuyordum ama göremiyordum. Düdüğümü çaldım, cevap geldi, yavaş yavaş sesleri takip ederek buldum onları. O anda aklıma geldi: düdük almak için neden bu kadar geç karar verdim? Gitmeden önce "gerek yok" diye düşünmüştüm. Yanlıştı. Mahsur kaldık, doğrusu. Rüzgar güçlüydü, tent kurmak için uygun yer aradık. Kaçkar Dağları yağmur altında zemin çabuk kayganlaşıyor, hafif eğimli bile olsa dikkatli olmak gerekiyor. Bir düşüş yaşandı grupta, çok ciddi değildi ama diz burkulmaya ramak kaldı. Sabahı ağaç altında geçirdik, alçak irtifaya indik. Sabah güneş açtı ve yol görünür oldu. Altı saat bekleyip yürüdük. O gece bana çok şey öğretti. Birincisi, Kaçkar'a gitmeden önce hava durumu tahminini sadece o gün için değil, üç günlük almak gerekiyor; çünkü yağmur öğleden sonra ansızın basabilir, ertesi sabah gidebilir. İkincisi, yağmurluk yetersiz. Ellerim ıslandı, ipek iç çamaşırım ıslanmadı ama dış giysi tamamen geçirdi. Bir dahakine membran ceket. Üçüncüsü ve en önemlisi: kılavuzla kalkmak. Kaçkar'ı bilen, yağmuru okuyan, yerleri tanıyan biri olmadan bu dağda gitme. Ben şanslıydım, kılavuzumuz tecrübeliydi ve panik yapmadı. Onun sakinliği beni de sakinleştirdi. Kaçkar yağmurdan sonra daha güzeldi. İndiğimizde çayır yeşilmiş, hava temizlenmiş, dere yükselmiş. Korkuyu hatırlamak istemiyorum ama o manzarayı asla unutmayacağım.