Doğa fotoğrafçılığı, doğru kompozisyonla sıradan bir anı unutulmaz bir kareye dönüştürür. Pahalı ekipman değil, bakış açısı belirleyici. Temel kompozisyon kurallarını bilmek, bir sonraki kareyi çekmeden önce sahnede ne gördüğünüzü değiştirir. Üçler kuralı doğa fotoğrafçılığında en sık başvurulan ilkelerden biri. Kareyi yatay ve dikey olarak üçe böldüğünüzde elde edilen dört kesişim noktası, ana konuyu yerleştirmek için ideal pozisyonları gösterir. Ana özneyi tam ortaya koymak statik bir etki yaratırken bu kesişim noktalarına yerleştirmek görsel gerilim ve dinamizm sağlar. Doğa fotoğrafçılığında ufuk çizgisini de bu üçleme ızgarasına göre konumlandırmak fotoğrafa denge katar. Yönlendirici çizgiler de güçlü bir kompozisyon aracı. Nehir kıyısı, patika, kayalıkların sırası gibi doğal çizgiler gözü fotoğrafın içine doğru çeker. Doğa fotoğrafçılığında bu çizgileri bilinçli olarak kullanmak derinlik ve hareket hissi yaratır. Ön plan kullanımı da fotoğrafa boyut katmanın etkili yolu. Ön planda ilginç bir kaya, bir çiçek kümesi ya da yaprak bırakmak; zemin olan dağı ya da ormanı daha etkileyici çerçeveler. Işık ise doğa fotoğrafçılığında en değişken ve güçlü etken. Altın saat olarak bilinen gün doğumu ve gün batımı ışığı, yüzeylere yumuşak gölgeler ve sıcak tonlar verir; bu anlarda çekilen kareler teknik açıdan çok daha avantajlı. Kurallara hâkim olduktan sonra onları bilinçli olarak kırmak da fotoğrafta özgün bir ses bulmaya yardımcı olur.