Burun, boğaz, akciğer, bir virüs vücuda girdiğinde ilk durağı buralar. Ve tam bu noktada, çoğu zaman farkında bile olmadığımız muazzam bir savaş başlar. Bağışıklık sistemi virüs tepkisi anında devreye girer, ama bu tepkinin birkaç farklı hattı ve birkaç farklı aşaması vardır. İlk hat: Doğal bağışıklık Virüs bir hücreye girmeye çalıştığında, o hücrenin yüzeyindeki alıcılar tehlikeyi fark eder. Vücudun bu ilk savunma hattına "doğal bağışıklık sistemi" denir ve hızlıdır, dakikalar ile saatler içinde harekete geçer. Nötrofiller ve makrofajlar adı verilen hücreler, virüsü ya da virüs bulaşmış hücreyi bulup yutmaya çalışır. Aynı zamanda "interferon" adı verilen sinyal molekülleri salgılanır. Bu moleküller komşu sağlıklı hücrelere adeta "dikkat, virüs var, savunmaya geç!" mesajı gönderir. Interferon alan hücreler virüse karşı koruyucu mekanizmalarını aktive eder; bu yüzden virüs tüm vücuda aynı hızda yayılamaz. Bağışıklık sistemi virüs tepkisinin bu ilk aşamasında ateş de devreye girer. Ateş rastgele değildir, vücut sıcaklığını artırarak virüsün çoğalmasını zorlaştırır ve bağışıklık hücrelerinin aktivitesini hızlandırır. O tanıdık "hastalanma hissi", yorgunluk, ağrı, isteksizlik, aslında vücudun tüm enerjisini bu savaşa yönlendirdiğinin işareti. İkinci hat: Kazanılmış bağışıklık Doğal bağışıklık virüsü tamamen yenemezse ya da özellikle güçlü bir virüsle karşılaşılırsa, beş ila on gün içinde ikinci hat devreye girer. Bu çok daha spesifik ve çok daha güçlü bir sistemdir. Lenfositler denilen özelleşmiş hücreler sahnede belirir. B lenfositleri, virüsün yüzeyindeki özgün protein yapılarını (antijen) tanıyarak bu yapıya özel antikorlar üretir. Antikorlar virüsün hücrelere bağlanmasını engeller ya da onu işaretleyerek diğer bağışıklık hücrelerinin yok etmesini sağlar. T lenfositleri ise farklı bir görevi üstlenir: virüs bulaşmış hücreleri bulup yok eder. Vücuttaki kendi hücresi bile olsa, içi virüs fabrikasına dönmüşse T hücreleri onu tasfiye eder. Bağışıklık sistemi virüs tepkisinin bu ikinci aşaması neden önemli? Çünkü bu süreç "hafıza" oluşturur. Virüsü yenen B ve T hücreleri tamamen yok olmaz; bir kısmı uzun yıllar, hatta hayat boyu hafıza hücresi olarak kanda kalır. Aynı virüsle tekrar karşılaşıldığında bağışıklık sistemi tepkiyi çok daha hızlı ve güçlü verir, hastalık gelişemez ya da çok hafif geçer. Aşıların mantığı tam olarak budur: vücuda gerçek virüs yerine zararsız bir parçasını ya da zayıflatılmış halini tanıtarak, asıl enfeksiyonla karşılaşmadan önce bu hafıza hücrelerini oluşturmak. Birinci kez maruz kalındığında bağışıklık sistemi virüs tepkisi yavaş ve zorlu olabilir. Bu yüzden ilk hastalık genellikle daha ağır geçer. Ama vücut öğrenir, ve öğrendikten sonra unutmaz.