Spivak alt sınıf konuşabilir mi sorusu, 1988 yılında yayımlanan Gayatri Chakravorty Spivak'ın aynı adlı denemesiyle postkolonyal çalışmalar, feminist teori ve Marksist eleştirinin kesiştiği bir sorgu alanı açtı. Sorunun kendisi yüzeysel okunduğunda ironik görünebilir; ancak Spivak'ın kastettiği anlam, alt sınıfın (subaltern) fiziksel olarak konuşup konuşamayacağı değil, bu konuşmanın duyulup duyulamayacağı, siyasi öznellik olarak temsil edilip edilemeyeceğidir. Spivak'ın çerçevesinde Gramsci'nin alt sınıf kavramı, Foucault-Deleuze bağlamıyla ve Derrida'nın yapısöküm metodolojisiyle birlikte işlenir. Foucault ve Deleuze'ün aydını, ezilenlerin kendi adlarına konuştuğunu izleyip aktaran şeffaf bir arabulucu olarak konumlandırmasını eleştiren Spivak, bu jestin baskın öznenin iktidarını örtük olarak yeniden ürettiğini öne sürer. Alt sınıfın, özellikle sömürgeci tarihte silinmiş yoksul kadınların söylemi, var olsa bile temsil edilebilir kanallar içine giremez. Spivak alt sınıf konuşabilir mi sorusunun yanıtı, denemede somut bir örnekle pekiştirilir: Sati pratiği (Hindistan'da dul kadının kocasının cenazesiyle birlikte yakılması) karşısında sömürgeci devletin yasaklama söylemi ile Brahmin erkeğin sahip çıkma söylemi, her iki durumda da kadının kendi sesinin dışında konuşulduğunu gösterir. "Beyaz adamlar, siyah kadınları kahverengi adamlardan kurtarıyor" formülasyonu bu çift köleliğin özlü ifadesidir. Denemenin ürettiği tartışma alanı hâlâ aktiftir. Eleştirmenler birkaç noktayı sorunsallaştırmıştır: Spivak'ın konumu bizzat akademik temsil erkinin içindeyken alt sınıf adına konuşabilirlik iddiası ne anlam taşır? Alt sınıf kategorisi içindeki farklılıkları (sınıf, kast, etnisite, bölge) yeterince katmanlaştırmak mümkün müdür? Yanıtı "hayır" olan bir soru, temsiliyetin kendisini engellemiyor mu? Spivak daha sonraki yorumlarında "hayır" yanıtını sınırlandırdı: Alt sınıf, belirlenmiş siyasi kanallar içinde temsil bulamazsa da bu kanalların dışında pratik direniş biçimleri geliştirdiğini inkâr etmiyordu. Denemenin asıl eleştirisi, aydınların bu direnişi kendi söylemsel çerçevelerinde kaparak onu aslına sadık olmayan biçimlerde tercüme etmesine yönelikti. Güncelliği açısından Spivak alt sınıf sorusu, dijital katılım ve sosyal medya bağlamında yeni biçimler kazanmıştır: Platform ekonomilerinde kimin sesinin algoritmalar tarafından amplifikasyon alacağı, kimin sesinin marjinalize edileceği sorusu, temsiliyet iktidarını yeni alanlara taşımaktadır.