Müziğe geri dönmek dediğimde kastettiğim şu: on yıllık bir aranın ardından enstrümanı yeniden eline almak. Lisede gitarı bırakmıştım. Sınavlar, üniversite, iş. Bir yerde gitar dolabın arkasına kalktı, ben de gitmesine izin verdim. Bir aile toplantısında yeğenim küçük bir melodiyi çaldı. Annesiyle yeni başlamıştı. Yarım dakikalık basit bir şeydi. Ama içimde bir şeyi hareket ettirdi. Eve döndüm ve dolabı açtım. Gitar oradaydı, teller paslamıştı, tel sapı biraz eğrilmişti. Bir tamirciye götürdüm. Geri döndüğünde yeniydi neredeyse. Müziğe geri dönmek bu küçük bakımla başladı. Ellerimi yerleştirdim. Akordu denedim. Parmaklar yanlış yerde duruyordu, baskı yanlış, ses çıktı ama telli değildi. On yılda kaslar unu tutmaz mı? Tutan var ama kas hafızası bozulmuş. Müziğe geri dönme sürecinde ilk iki hafta can sıkıcıydı. Her şeyi sıfırdan başlamak zorundaydım sanki. Ama üçüncü haftada bir şeyler tıkladı. Eski bir şarkının akordu geldi parmaklarıma. Çalmadan önce hatırladım. Kas hafızası gerçekmiş. Yavaş ama kalıcıymış. Ay sonunda oturup çalarken farklı hissettim. Müziğe geri dönmek yalnızca çalmak değildi. Kendimden bir şey geri geliyordu. Lisedeki o sabırsız, hevesli kendim. O kendim kaybolmamış, sadece bekliyormuş. Müziğe geri dönmek için mükemmel an yok. Dolabı açtığın an o andır.