DNA modeli yapımı benim için biyolojiyle gerçek bir buluşma noktası oldu. Genetik konusunu ders olarak geçmiştim. Nükleotitler, baz çiftleri, sarmal yapı, bunların hepsini biliyordum. Sınav sorularını yanıtlayabiliyordum. Ama bir şeyler eksikti: içselleştirilmiş bir anlama. DNA modeli yapımı projesi başladı çünkü küçük yeğenimi bir konu için hazırlamam gerekiyordu. Birlikte yapalım dedim. Renkli boncuklar, çubuklar, yapıştırıcı. Masa kuruldu. Sarmalı inşa ederken adım adım ilerledik. Her basamağa baz çifti yerleştirirken durdum. Adenin-timin çifti. Guanin-sitozin çifti. Bunlar neden hep bu şekilde? Yeğenim sordu: "Neden adenin her zaman timinle birleşiyor?" O soruyu yanıtlarken ben de öğrendim. Kimyasal uyumluluk, adenin ve timin iki hidrojen bağıyla eşleşiyor, guanin ve sitozin üçle. Farklı baz çiftleri deneseydin sarmal geometrisi bozulurdu. Yani sarmal yapısı baz çiftleri tarafından zorunlu kılınıyor, ya da baz çiftleri sarmal tarafından. Tavuk-yumurta ilişkisi gibi, ama ikisi birlikte evrimleşmiş. DNA modeli yapımı bittiğinde masada küçük bir sarmal duruyordu. Yeğenim mutluydu ama ben daha çok şey hissettim. Genetik kodun nasıl taşındığını, neden üçer bazlı kodonlar oluştuğunu, kopyalanma sırasında neden iki şerit birbirinden ayrıldığını, bunların hepsini o model üzerinde düşünerek oturtabildim. Somut model, soyut bilgiyi yaşayan bir şeye dönüştürdü. Bu dönüşümü sınav salonu değil, yapıştırıcılı bir öğleden sonra sağladı.