Girişimcilik kitabı eleştirisi, çok satan iş dünyası kitaplarının neden vaat ettikleri kadar fayda sağlamadığını sorguluyor. Her yıl yüzlerce girişimcilik kitabı yayımlanıyor. Bunların önemli bir bölümü başarılı girişimcilerin deneyimlerini anlatan anılardan ya da popülerleştirilmiş iş stratejisi teorilerinden oluşuyor. Peki okuyucular bu kitapları okuduktan sonra gerçekten farklı kararlar mı alıyor? Girişimcilik kitabı eleştirisi için en temel sorun hayatta kalma yanlılığı (survivorship bias). Okuyucuların ellerine ulaşan kitapların büyük bölümü başarılı girişimciler tarafından yazılıyor ya da başarılı şirketler üzerine kurulu. Bu kitaplarda anlatılan stratejiler, kararlar ve değerler sonuçta işe yaramış olduklarından pozitif bir ışık altında sunuluyor. Oysa aynı stratejileri uygulayıp başarısız olan girişimcilerin kitapları nadiren yayımlanıyor. Okuyucu gerçek bir strateji analizine değil, başarı hikayesinin geriye dönük rasyonalizasyonuna maruz kalıyor. Girişimcilik kitabı eleştirisi aynı zamanda bağlam sorununu ön plana alıyor. Belirli bir dönemde, belirli bir pazarda, belirli kaynaklar ve ağ bağlantıları ile elde edilen bir başarının reçetesi, farklı koşullardaki bir girişimci için neden geçerli olsun? Başarının taşınabilir olduğu varsayımı bu kitapların büyük bölümünün temelinde yatıyor; ama bu varsayım büyük ölçüde tartışmalı. Kitaplardaki tavsiyelerin büyük bölümü aynı zamanda birbiriyle çelişiyor: odaklan vs. çeşitlendir; hızlı karar ver vs. veriyle doğrula; müşteri geri bildirimini dikkate al vs. vizyon sahibi ol. Bu çelişkili tavsiyeler arasında hangisini seçeceğine dair bir kılavuz yok. Girişimcilik kitaplarının değeri tamamen sıfır değil. Kavramsal çerçeve sunan, belirli bir durumu anlamlandırmaya yardımcı olan ya da gerçek araştırmalara dayanan kitaplar fayda sağlayabiliyor. Ama bu değeri gözeten bir okuyucu için de hangi kitabın bu standartları karşıladığını ayırt etmek başlı başına bir beceri gerektiriyor.