Şarkı sözü yazarlığı, bütünüyle ölçülüp biçilemeyen ama öğrenilebilir prensiplere dayanan bir zanaat. Pek çok kişi "ilham gelmeli" diye bekler; oysa çoğu profesyonel söz yazarı her gün masaya oturur ve yazmaya başlar, ilham gelsin ya da gelmesin. Şarkı sözü yazarlığına başlamanın en doğrudan yolu, bir duygunu ya da anı merkeze almak. Ne hissettirdi? Hangi anı ya da gözlem aklında tekrar tekrar dolaşıyor? Soyut kavramlar yerine somut ayrıntılar, sözü çok daha taşıyıcı kılıyor. "Özledim seni" yerine "o kahvaltı fincanını dolduran eller" yazmak, dinleyiciyi duyguya değil, görüntüye çekiyor. Görüntü ise duyguyu kendi içinde taşıyor. Nakarat (chorus), şarkı sözü yazarlığında en kritik unsur. Tekrar eden, akılda kalan ve şarkının duygusal özünü taşıyan bu bölümün net ve vurucu olması gerekiyor. Sözler kısa, anlaşılır ve tekrarlanmaktan sıkılmayan cinsten olmalı. Söz yazarları zaman zaman şarkıya nakarat yazarak başlar; sonra verse'ler ve geçiş bölümleri bu etrafında şekillenir. Kafiye, şarkı sözü yazarlığında araç, amaç değil. Kafiyeyi zorlamak doğal söylemi ve anlamı bozuyor. Kusurlu kafiyeler (yaklaşık sesler) ya da kafiyesiz ama akıcı satırlar, zorlanmış mükemmel kafiyeden çok daha iyidir. Syllabus (hece sayısı) ve prosodi de göz önünde tutulmalı. Yazılan kelimeler ezgiyle uyumlu mu? Vurgu doğal mı yoksa anlam kaybolacak şekilde mi ezgiye takılıyor? Sözleri yüksek sesle okumak, müzikle birleşince ortaya çıkacak problemleri önceden yakalamanın en kestirme yolu. Şarkı sözü yazarlığında en yaygın tuzaklardan biri, fazla söylemek. Şarkı, deneme ya da konuşma değil. Boşluklar, ima, bir sonraki satıra bırakılan his, bunlar sözü güçlü kılıyor. Dinleyiciye tamamlanacak alan bırakmak, şarkıyı kişiselleştiriyor. Yazdıktan sonra bir süre bırakıp geri dönmek, ayrıntıları taze gözle görmek için fırsat sağlıyor. Her kelimeye "bu kelime burada gerçekten gerekli mi?" diye sormak, sözü sıkılaştırıyor.