Nietzsche üstün insan eleştiri, hem Nietzsche'yi çarpıtanları hem de onu savunanları aynı anda sorgular. Bu kavram, felsefe tarihinin en çok istismar edilen kavramlarından biridir. Übermensch, yani "üstün insan" kavramı Nietzsche'nin "Böyle Buyurdu Zerdüşt" adlı eserinde merkezi bir yer tutar. Nietzsche bu kavramla şunu anlatmak ister: İnsan, mevcut değerlerini aşarak kendi değerlerini yaratan bir varlığa dönüşebilir. Bu, bir üstünlük hiyerarşisi değil, varoluşsal bir dönüşüm çağrısıdır. Ama Nietzsche üstün insan eleştirisi, hem bu kavramın nasıl kötüye kullanıldığını hem de kavramın kendisindeki gerilimleri görmek ister. Tarihsel istismar meselesi: 20. yüzyılın başında Nietzsche'nin sistemi, özellikle kız kardeşi Elisabeth Förster-Nietzsche'nin müdahaleleriyle ırkçı ideolojiye eklemlendi. Bu eklemlenme Nietzsche'nin metninde yapılan sistematik çarpıtmalarla gerçekleşti. Nietzsche hem Alman milliyetçiliğine hem de antisemitizme açıkça karşıydı. Bu gerçeği bilmek gerekiyor. Ama eleştiri burada bitmiyor. Kavramın kendi içindeki gerilimler de tartışmaya değer. Birincisi: Üstün insan kimin için erişilebilir? Nietzsche'nin yazısında aristokratik bir ton vardır. Kalabalıklar, "sürü" olarak tanımlanır. Bu çerçevede "üstün insan" idealine kimin ulaşabileceği sorusu yanıtsız kalır. Potansiyel olarak elitist bir hiyerarşi barındırır. İkincisi: Güç istenci kavramıyla ilişkisi muğlak. Güç istenci etik bir şiddet meşrulaştırıcısı mı, bireysel öz-aşmayı mı tanımlıyor? Yorumlar arasındaki uçurum büyük. Üçüncüsü: Ahlakın ötesine geçme çağrısı, hangi ahlaktan bahsediliyor? Nietzsche "köle ahlakını" hedef alır. Ama bu hedeflemenin sınırları nerede bitiyor? Nietzsche üstün insan eleştirisi şunu söyler: Bu kavramı hem ırkçı okumalara karşı savunmak hem de kendi felsefi gerilimlerini açıkça tartışmak gerekiyor. İkincisini yapmadan yalnızca birincisini yapmak, eleştirel düşünceye değil savunmacılığa döner.