Gönüllü emeği görünmezlik meselesi, hem bireysel gönüllüleri hem de sivil toplum ekosistemini derinden etkileyen yapısal bir sorun. Gönüllüler çoğu zaman adları geçmeden, hiçbir ekonomik karşılık almadan ve uzun vadeli güvence olmaksızın değerli hizmetler sunar. Bu emek, sistematik biçimde görünmez kılınır. Gönüllü emeği görünmezlik sorununun ilk boyutu ekonomik boyuttur. Gönüllüler gerçek anlamda ekonomik değer üretiyor: Yaşlı bakımından eğitime, çevre korumadan afet müdahalesine kadar pek çok alanda kamunun ya da piyasanın boşluklarını dolduruyor. Bu emeğin ekonomik değeri hesaplandığında rakamlar şaşırtıcı düzeyde yüksek çıkıyor. Ama gönüllü emeği görünmezlik kalıplarına hapsolunca, politika belirleyiciler bu katkıyı kaynak planlamasında dikkate almıyor. İkinci boyut, kariyer ve yetkinlik tanınmamassıdır. Gönüllü deneyimi, özgeçmişte resmî iş deneyimiyle eşdeğer sayılmıyor. Bir kişi yıllarca bir sivil toplum kuruluşunda yöneticilik düzeyinde gönüllü çalışmış olabilir; ama iş piyasası bu birikimi çoğu zaman görmezden gelir. Gönüllü emeği görünmezlik aynı zamanda tükenmişliğe zemin hazırlar. Katkısı tanınmayan, görünür kılınmayan gönüllü zamanla bağlılığını yitirir. Takdir hem bir etik hem de bir sürdürülebilirlik meselesidir. Çözümün bir parçası, kurumsal gönüllü programlarında yetkinlik kaydı ve teşekkür mekanizmalarının sistematik hale getirilmesidir. Gönüllüyü görünür kılmak, onu elde tutmanın da en etkili yoludur.