Zorlu mod oyun bitirmek benim için sıradan bir başarı değildi. Normalde orta zorlukta oynardım; rahat, akışta, keyifli. Bir gün kendime bir deneme yaptım ve en yüksek zorluğu seçtim. İlk birkaç saat felaket geçti. Her şey daha hızlı, daha güçlü, daha affetmez. Alıştığım stratejiler çalışmıyordu. Daha dikkatli düşünmek, daha iyi kaynak yönetimi, daha sabırlı bir tempo gerektiriyordu. Birkaç kez orta zorluğa geçmeyi düşündüm. Geçmedim. Zorlu mod oyun bitirmek için kendime bir kural koydum: Üç saatlik çalışma verir, başarı sağlanamazsa bir adım geriye gidip stratejiyi yenilerim. Bu bir geri adım değil, bir revizyon süreciydi. Haftalar sonra son sahnede idim. Oyun bitti. O an hissettiğim, normal zorlukta bitirdiğimde hissettiğimden tamamen farklıydı. Daha ağır, daha kazanılmış hissettirdi. Garip olan şu: Bu his oyunun dışına taşındı. O hafta işte zor bir toplantım vardı, normalde streslendiğim türden. Ama oyundaki deneyimin bıraktığı bir şey vardı içimde; zorluk karşısında aynı süreci uyguladım. Daha sabırlı, daha stratejik davrandım. Zorlu mod oyun bitirmek somut bir beceri değil ama bir tutum öğretti bana. Zorluğun altında ezilmek yerine ona yönelik düşünmek mümkün. Bunu artık biliyorum.