Gen determinizmi, biyoloji tartışmalarının en popüler yanılgılarından biridir. "Zeka geni", "bağımlılık geni", "mutluluk geni", bu tür ifadeler her yıl bilim haberleri arasında yer bulur. Fakat genetiğin gerçek çalışma mantığı bu tek-gen anlatısını çürütür. Gen determinizmi neden yanıltıcıdır? Çünkü karmaşık özellikler (davranış, zeka, kişilik, hastalık eğilimi) binlerce genin etkileşimiyle şekillenir. Bu etki sadece toplamsal değil, genler arasındaki ilişkiler (epistasis) ve çevre ile genler arasındaki etkileşimler (gen-çevre etkileşimi) nedeniyle son derece karmaşıktır. Bir gen farklı çevrelerde farklı fenotip üretebilir. Epigenetik bu tabloyu daha da karmaşık kılar. DNA dizisi değişmeden gen ifadesi değişebilir; bu değişimler bazı durumlarda nesiller arası aktarılabilir. Gen determinizmi epigenetiği görmezden gelir ve böylece "sabit yazgı" imgesi yaratır. Bu yanılgının pratik zararları mevcuttur. Bireylerin yaşam koşullarını, sosyoekonomik çevrelerini ve deneyimlerini geri planda bırakarak sorunları kalıtıma yüklemek, sosyal müdahalenin gereksiz olduğu argümanına zemin hazırlar. "Zaten genleri öyle, ne yapsan değişmez" tutumu hem bilimsel olarak yanlış hem de toplumsal açıdan zararlıdır. Gen determinizmi yanılgısını kırmak için "genetik etki" ile "genetik kader" arasındaki farkı netleştirmek gerekir. Genetik bir faktörün varlığı, onun kaçınılmaz bir kader olduğu anlamına gelmez. Predispozisyon olasılığı artırır; sonucu belirlemez. Bu ayrım hem bireysel hem de politika düzeyinde önemli pratik sonuçlar doğurur.