Romatoid artrit deneyimim bir soğuk sabahta başladı. Ellerim öylesine tutmuştu ki bardağı tutamıyordum. Doktora gittiğimde farklı bir şey beklemiyordum. Ama teşhis geldiğinde her şey değişti. Romatoid artrit deneyiminin ilk haftaları inkârla geçti. Otuz iki yaşındaydım. Bu hastalık yaşlılara özgü değil miydi? Yanlış olabilirdi. İkinci görüş aldım. Değişmedi. Kabul süreci yavaş geldi. Doktorum tedavi planını anlattı, düzenli kontroller, ilaçlar, fizik tedavi. Ben de bu planın dışında kendi küçük alışkanlıklarımı değiştirmeye başladım. Romatoid artrit deneyiminde öğrendiğim ilk şey şuydu: tıbbi tedavinin yanında günlük yaşam düzenlemesi de önemli. Sabah kalkmak en zor andı. Eklemler gece soğumuş gibi, ilk yarım saat her hareket dikkat gerektiriyor. Yavaş kalkma rutini oluşturdum. Acele yok, adım adım. Fizik tedavist bana hareketleri öğretti. Günlük egzersizler, eklem dostu hareketler. Başta can sıkıcıydı. Sonra günün en iyi kısmı oldu. Romatoid artrit deneyiminin bir yılında en güç olan başkasına anlatmaktı. Dışarıdan bakan için hastalık görünmüyor. "İyi görünüyorsun" derler. Evet, görünüyorum. Ama içeride olan var. Bir yılın sonunda hastalıkla bir ilişkim oluştu. Düşmanım değil, ama dostum da değil. Birlikte yaşıyoruz. Bazı günler daha iyi, bazı günler daha zor. Romatoid artrit deneyimi bana sabır, bedenime dikkat etmek ve küçük ilerlemeleri kutlamayı öğretti.