Piyano öğrenme dijital klavye ilişkisi, müzik eğitimcilerinin uzun süredir tartıştığı ama kamuoyunda yeterince netlik kazanmamış bir konudur. Dijital klavyenin pratik avantajları gerçektir; ancak öğrenme sürecini doğrudan etkileyen ciddi sınırlamalar da görmezden gelinemez. Piyano öğrenme dijital klavye risklerinin başında tuş ağırlığı sorunu gelmektedir. Piyano tekniği, parmaklarda ve bilek kaslarında belirli bir direnç düzeyine karşı geliştirilmektedir. Ağırlıksız ya da yarı ağırlıklı tuşlarda edinilen parmaklama alışkanlıkları, gerçek bir piyanoya geçildiğinde yeniden yapılandırılmak zorundadır. Bu yeniden yapılanma süreci zahmetli ve zaman alıcıdır. Tuş derinliği ve geri tepme karakteri de teknik gelişimi etkileyen ikinci bir değişkendir. Akustik piyano tuşları belirli bir seyahat mesafesi ve mekanik geri tepme sunarken, çoğu dijital klavye bu hissi tam olarak taklit edememektedir. Bu fark, legato bağlantısı ve voicing gibi nüans gerektiren tekniklerde belirginleşmektedir. Piyano öğrenme dijital klavye sürecinde üçüncü risk, dinamik duyarlılık eksikliğidir. Giriş segmentindeki klavyeler, hafif dokunuşla sert dokunuş arasındaki farkı yeterli çözünürlükte işleyememektedir. Bu durum, öğrencinin dinamik kontrolü erken öğrenmesini zorlaştırmaktadır. Bununla birlikte, tam ağırlıklı 88 tuşlu ve kaliteli ses örneklemesi kullanan dijital klavyeler bu risklerin önemli bölümünü azaltmaktadır. Karar verirken yalnızca klavye değil; tuş mekaniğini belirleyen teknik spesifikasyonlar öne alınmalıdır. Eğitim hedefi ciddiyse, bu özellikler pazarlık konusu yapılmamalıdır.