Spinoza panteizm Tanrı doğa ilişkisi, Batı felsefesinin en tartışmalı ontolojik konumlarından birini oluşturmaktadır. Spinoza'nın ana yapıtındaki geometrik yöntemle inşa ettiği sistem, hem dinî otoriteler hem de sonraki dönem filozoflar tarafından farklı biçimlerde yorumlanmış ve reddedilmiştir. Spinoza için temel ontolojik tez şudur: Yalnızca tek bir töz vardır ve bu töz hem Tanrı hem de doğadır. "Deus sive Natura", Tanrı ya da Doğa, formülü bu özdeşliğin dilsel ifadesidir. Töz, sonsuz sayıda sıfata sahiptir; ancak insan zihninin erişebildiği yalnızca ikisidir: düşünce (cogitatio) ve uzam (extensio). Bu noktada Spinoza'yı Descartes'tan ayıran çizgi belirginleşir: Descartes için zihin ve madde iki ayrı tözdür; Spinoza için ise bunlar tek bir tözün iki ayrı ifade biçimidir. Panteizm tartışmasında Spinoza'nın konumu şu soru etrafında döner: Bu sistem gerçekten panteizm midir, yoksa panenteizm ya da akozmizm midir? Jacobi, Spinoza'yı ateizmin tutarlı biçimi olarak nitelerken, Hegel Spinoza'yı akozmizmi savunan biri, yani dünyanın gerçek olmadığını söyleyen biri, olarak yorumlamıştır. Klasik panteizm Tanrı'yı dünya ile özdeşleştirirken, Spinoza'nın Tanrı'sı evreni aşan sonsuz bir tözdür ve evren bu tözün modaliteler düzeyindeki tezahürüdür. Bu ayrım teorik olarak görünse de tözün sonsuzluğuna karşın modların sonluluğu, Spinoza'nın dinî geleneklerle gerilim içindeki temel noktasını oluşturur. Necessitarizm meselesi de Spinoza panteizm Tanrı doğa ilişkisini anlamanın vazgeçilmez bileşenidir. Spinoza için her şey zorunlulukla var olur ve var olduğu şekilde var olur; özgür irade anlamında bir olasılık yoktur. Tanrı da kendi doğasının zorunluluğuyla hareket eder; tercihe dayalı bir yaratıcı değildir. Bu pozisyon geleneksel teizmin hem özgür yaratma hem de mucize anlayışıyla doğrudan çelişir. Aydınlanma ve Alman İdealizmi üzerindeki etkisi açısından Spinoza'nın yeniden keşfi, Lessing ve Herder aracılığıyla Goethe'nin panteistik doğa anlayışına; Schelling'in doğa felsefesi aracılığıyla da Alman Romantizminin organizmacı kozmos tasarımına zemin hazırlamıştır. Fichte ve Hegel'in töz eleştirileri bizzat Spinoza'nın sistemini tartışma zemininde geliştirmiştir. Son olarak şunu belirtmek gerekir: Spinoza'yı "panteist" etiketiyle sınıflandırmak, sistemin karmaşıklığını düzleştirir. Spinoza'nın Tanrı kavramı ne kişisel bir yaratıcı ne de dünyanın kendisiyle tümüyle özdeş bir varlıktır. Ontoloji, epistemoloji ve etik arasında inşa ettiği bütünlüklü yapıyı kavramak için moda, töz ilişkisini ve sonsuz ile sonlu arasındaki asimetriyi dikkatle çözümlemek şarttır.