Reel faiz oranı tasarruf yatırım ilişkisi, makroekonomi teorisinin temel denklemlerinden birini oluşturmaktadır. Nominal faiz oranının enflasyondan arındırılmış versiyonu olan reel faiz oranı, hem hanehalkının tasarruf kararlarını hem de firmaların yatırım tercihlerini belirleyen iktisadi sinyalin en saf halidir. Reel faiz oranı tasarruf yatırım modelinde teorik çerçeve şöyle işler: Reel faiz oranlarının yükselmesi, tüketimi ertelemenin fırsat maliyetini artırır ve hanehalkını bugünkü tüketimden geleceğe tüketim aktarmaya, yani tasarrufa, yöneltir. Aynı zamanda yüksek reel faizler, firma bazında sermaye maliyetini artırarak marjinal getirisi faiz oranının altında kalan yatırım projelerini karlılık dışı bırakır. Teorik denge noktasında tasarruf ve yatırım eğrileri kesişir ve denge reel faiz oranını belirler. Emprik bulgular bu temiz teorik ilişkiyi çok daha karmaşık bir tabloya dönüştürmektedir. Tasarruf esnekliğinin reel faize duyarlılığı sanıldığından zayıf olduğu çalışmalarla gösterilmiştir; bu durumda hanehalkı tasarruf kararlarının faiz sinyalinden ziyade gelir düzeyi, emeklilik güvencesi ve belirsizlik algısıyla daha güçlü ilişkili olduğu anlaşılmaktadır. Tercihlerin zamanlararası esnekliği (intertemporal elasticity of substitution) bu tartışmanın merkez parametresidir ve farklı çalışmalarda geniş bir aralıkta tahmin edilmektedir. Global boyutuyla reel faiz oranı tasarruf yatırım çerçevesi, küresel tasarruf bolluğu (global savings glut) tartışmasında da belirleyici bir yere sahiptir. 2000'li yıllardan bu yana gelişmekte olan piyasaların, özellikle Doğu Asya ekonomilerinin, ihracat fazlasını ve biriken döviz rezervlerini küresel piyasalara akıtması, gelişmiş ülkelerde reel faizler üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmuş ve bu baskının düşük faiz ortamının yapısal bir bileşeni olduğuna dair argümanlar güç kazanmıştır. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde reel faiz oranı tasarruf yatırım dinamiği ek karmaşıklık katmanları içermektedir. Dolarizasyon eğilimi, para politikasına güven açığı ve kronik cari açık; yurt içi tasarruf-yatırım dengesinin salt faiz sinyaliyle çözümlenemeyeceğini göstermektedir. Sermaye hareketleri serbestliği koşullarında iç tasarruf yetersizliği yabancı sermaye girişiyle finanse edilir; ancak bu finansman yapısı kur riskini ve ani duruş (sudden stop) riskini portföye ekler. Moneter politika aktarım mekanizması açısından ise merkez bankasının nominal faiz kararının reel değişkenleri hangi koşullar altında ve ne kadar süreyle etkileyebildiği; beklentiler teorisi, Fischer etkisi ve finansal derinlik bağlamında tartışılmaya devam etmektedir.