Bebek yürüme gelişimi biyomekanik açıdan değerlendirildiğinde, erken bağımsız yürüyüş ile erişkin gait örüntüsü arasındaki farkın büyük ölçüde kas-iskelet sistemi olgunlaşmasından kaynaklandığı görülür. Yeni yürümeye başlayan bir çocukta gözlenen geniş taban desteği, yüksek adım frekansı, kısa adım uzunluğu ve dirsek-diz fleksiyonu ile karakterize yürüyüş, dengesizliği kompanse eden nöromüsküler adaptasyonların dışavurumudur. Alt ekstremite kas-iskelet olgunlaşması bağlamında femoral anteversiyonun rolü kritiktir. Yenidoğanlarda yaklaşık 40 derece olan femoral anteversiyon, yürüyüş gelişimiyle birlikte giderek azalır ve erişkin değeri olan 10-15 dereceye ergenlik döneminde ulaşılır. Bu süreçte içe dönük yürüyüş (in-toeing) patofizyolojik değil fizyolojik bir fenomen olarak kabul edilmelidir; yeterli bilgi sahibi olmayan klinisyenler bu durumu erken müdahaleye zorlayan patoloji ile karıştırabilir. Bebek yürüme gelişimi biyomekanik değerlendirmesinde üç düzlem analizi zorunludur: sagital düzlemde fleksiyon-ekstansiyon momen tipleri, frontal düzlemde Trendelenburg eğilimi ve transvers düzlemde pelvik rotasyon örüntüsü. Kinetik analiz, tek bacak destek fazında kalça abduktör kas grubunun yük taşıma kapasitesini yansıtır; bu kasların yeterince olgunlaşmadığı dönemlerde kompensatuar trunk lateral fleksiyonu devreye girer. Aşil tendonu esnekliği ve gastro-soleus kompleksinin uzunluk-gerilme ilişkisi de bebek yürüme gelişiminin biyomekanik boyutunu etkileyen önemli değişkenlerdir. Dinamik ekinüs görünümü, kasın kontraktür mu yoksa olgunlaşmamış eksentrik kontrol kapasitesinin mi ürünü olduğu dikkatli değerlendirilmelidir. Longitüdinal gait analizleri, bağımsız yürüyüşün başlangıcından itibaren yaklaşık 3-4 yıl içinde yürüyüş parametrelerinin erişkin örüntüsüne yakınsadığını göstermektedir. Bu süreçte sensorimotor entegrasyon, serebellar olgunlaşma ve vestibüler sistem kalibrasyonu bir arada işlev görür.