İlk yıl e-ticaret işim tamamen çevrimiçiydi ama işler beklendiği gibi yürümüyordu. Reklam harcadım, içerik ürettim, SEO çalıştım. Müşteri geldi ama yerleşmedi. Bir yerden sonra fark ettim: insanlar ürünü görmeden satın almakta zorlanıyordu. E-ticaret büyüme hikayemde o dönüm noktası yüz yüze satışa geçmekti. Hafta sonları yerel pazarlara, fuar alanlarına, esnaf buluşmalarına gitmeye başladım. Kendi ürünümle ellerimde, tek tek insanlara anlattım. E-ticaret büyüme hikayesi deyince insanların aklına gelişmiş pazarlama hunileri geliyor. Benim hikayem daha basitti: bir masa, bir bez, ve sabah altıda arabama yüklenip gitmek. İlk fuar günü hiç satamadım. İkinci günde üç satış yaptım. Üçüncü haftada o ürünü talep eden kişiler çevrim içi mağazama gelmeye başladı. Yüz yüze satış bana bir şey öğretti: müşterinin ürünümle ilgili ne düşündüğünü gerçek zamanlı görüyordum. "Ambalajı daha büyük olsa?" "Bu renge benzer ama farklı bir tonu var mı?" Bunlar çevrimiçi analizlerde göremeyeceğim şeylerdi. E-ticaret büyüme hikayemde en değerli veri fiyat tepkileriydi. Kaç kişi fiyata bakıp geri koydu, kaç kişi fiyatı sormadan aldı? Bu basit gözlem fiyatlandırmamı yeniden yapılandırdı. Bugün işim tamamen çevrimiçi yürüyor. Ama temelindekileri anlamam için ayaklarımın yere basması gerekti.