Tiyatro yönetmen yorumu meselesi, Türk tiyatrosunda son yıllarda giderek daha belirgin bir gerilim kaynağına dönüştü. Yönetmen özgürlüğü ile metnin bütünlüğü arasındaki denge kırıldığında, sahne eserin yerine yönetmenin imzasını taşır hale geliyor. Tiyatro yönetmen yorumunun sınırları nerede? Bu sorunun net yanıtı yok, ama bazı örnekler sınırı gösteriyor. Bir Çehov oyununun post-apokaliptik bir çerçevede sahnelenmesi, yaratıcı bir perspektif sunabilir, ya da metnin tematik özünü tahrip edebilir. Fark, yönetmenin yorumunun metnin içindeki gerilimi derinleştirip derinleştirmediğinde yatıyor. Türkiye'deki tablo şu: Bazı yönetmenler, orijinal metni salt bir altyapı olarak görüyor. Replikler yeniden yazılıyor, karakterler dönüştürülüyor, dramaturjik yapı tümüyle değişiyor. Bütün bunlar sanatsal özgürlük adına yapılıyor. Ama seyirci Shakespeare mi izledi, yönetmenin Shakespeare yorumu mu? Bu ayrımın netleştirilmesi gerekiyor. Bir diğer sorun: Güçlü tiyatro yönetmen yorumu ekolü, yeni metinlerin sahnelenmesini engelliyor. Yönetmen kendi vizyonunu var olan bir klasikte görmek istiyor. Yerli yazarların yeni oyunlarına yer kalmıyor. Çözüm yasaklamak değil; şeffaflık. Program notlarında yönetmenin metinle ilişkisi açıklanmalı, seyirci bilinçli bir tercih yapabilmeli. Tiyatro yönetmen yorumu değer taşır, ama orijinal eserin gölgesi olduğunda değer taşır.