Ehliyet sınavı teorik ağırlık meselesinin kritik bir noktaya geldiği artık açık. Yüzlerce trafik işaretini ezberlemeyi gerektiren bir sınav sistemi, sürücünün gerçek trafik ortamında karar verme hızını ve stres altındaki tepkilerini test etmiyor. Teoriyi geçen aday, pratikte acemi kalabiliyor; çünkü mevcut yapıda pratik sınav kısa ve kontrollü bir parkur üzerinden değerlendiriliyor. Ehliyet sınavı teorik ağırlık sorunu, uluslararası karşılaştırmalarla daha net ortaya çıkıyor. Birçok Avrupa ülkesinde hem teorik hem de pratik eğitim saatleri minimum standartlarla zorunlu tutuluyor. Otoban sürüşü, gece sürüşü ve kötü hava koşulları altında sürüş, bazı ülkelerde sınavın ayrılmaz parçaları. Türkiye'de ise sürücü adayı, teorik sınavı geçtiği sürece pratikte yalnızca birkaç saat park ve manevra becerisiyle ehliyet alabiliyor. Yapıcı öneri şu: Ehliyet modüler bir yapıya kavuşturulabilir. Şehir içi sürüş, şehirlerarası sürüş ve ileri manevra gibi kategoriler sırasıyla tamamlanabilir; her kategori kendi pratik değerlendirmesini içerebilir. Bu model maliyeti artırır ama trafik kazası faturasına kıyasla makul bir yatırımdır. Ehliyet sınavı teorik ağırlık sorunu, eğitim altyapısında reform yapılmadan çözülemez.