Türk sineması dönüm noktası sayılan filmler denildiğinde hangi kriter esas alınıyor? Bir film neden tarihe geçiyor? Ticari başarı, sanatsal yenilik, toplumsal etki ya da bunların birleşimi... Türk sinema tarihinde bu üç ölçütü farklı dönemlerde karşılayan filmler var. Siyah-beyaz dönemde bazı filmler hem gişe hem de kültürel iz açısından dönemin izleyicisini derinden etkiledi. Melodram ve köy filmleri bu dönemin baskın türleri. Toplumsal gerçekçiliği beyazperdeye taşıyan yapımlar ise daha sınırlı sayıda ama sinemayı sadece eğlence aracı olmaktan çıkardı. Türkiye'de köy filmlerinin ve duygusal dramların hakim olduğu dönem boyunca bir yanda da daha bireysel anlatılar denemek isteyen yönetmenler vardı. Bu iki damar Türk sinemasının hem popüler hem de sanatsal seyrine damga vurdu. Türk sineması dönüm noktası kavramı, 1970'ler ve 80'lerde toplumsal gerilim ve siyasi yükü işleyen filmlerle yeni bir boyut kazandı. Bu filmler salt sinema tarihi değil aynı zamanda dönemin belgesi. Uluslararası festivallerden ödüller getiren filmler ise Türk sinemasını dünya izleyicisiyle buluşturan önemli köprüler oldu. Cannes, Berlin, Venedik gibi festivallerde Türk filmlerinin yer alması hem yurt içi hem yurt dışında Türk sinemasına duyulan ilgiyi artırdı. 2000'ler ve sonrasında bağımsız yapımların çoğalması, Türk sinemasının çeşitlenmesini sağladı. Küçük bütçeli ama sıra dışı hikayeler anlatan filmler artık çok daha kolay izleyiciye ulaşıyor.