Üç yıl. Bin günden fazla. Bu sürede kaldırdığım ağırlıkları, koştuğum metreleri, döktüğüm terleri düşündükçe hala şaşırıyorum. Crossfit deneyimime başladığımda ne beklediğimi tam bilmiyordum. Ama şimdi biliyorum. İlk gün antrenman salonuna girdiğimde herkes bana şöyle bir baktı. Fazla ağırlıklı değildim ama zayıf da değildim. Orta yerde, belirsiz biriyim. Koç sormadan önce sordum: "Yeni başlayan programı var mı?" "Var" dedi. "Ama aslında herkesle aynı şeyi yapacaksın, sadece ağırlıklar daha düşük." O günden sonra ego işi bitti. Kimse kimseyle yarışmıyordu, herkes kendiyle savaşıyordu. Crossfit deneyiminin ilk üç ayı gerçekten zor geçti. Sıkça dudak büktüğüm egzersizlere yenildim. Barfiks çekemiyordum. Çömelme pozisyonum berbattı. İpte tırmanmak aklımın ucundan geçmezdi. Her antrenman sonrası arabaya gidip bir on dakika oturuyordum. Hareket etme enerjim yoktu. Ama bir şey vardı: Salondan çıkmadım. Bunu kendimde de anlamlandıramıyorum tam olarak. Bir inat mıydı, yoksa gerçek bir şeyi bulduğumun sezgisi miydi, bilmiyorum. Devam ettim. Altıncı aydan sonra fark ettim: Yük taşırken nefes kontrol edebiliyordum. Küçük görünebilir ama değil. Bu demektir ki beden bir şeyleri sindirdi. Barfiks çekmeye başladım, önce bant destekli, sonra tek tek, sonra seri halinde. Her yeni hareket kazanıldığında içimde çok çocuksu bir sevinç patlıyordu. Vücutta değişimler beklediğimden farklı bir sırayla geldi. Önce güç arttı, görünüm değişti. Kilo fazla değişmedi ama giysilerim farklı oturdu. Omuzlar açıldı, bel daraldı, bacaklar tanımlandı. Bunu birisi söyledi bana; ben aynaya bakıyordum ama göremiyordum. Zihindeki değişim daha derin oldu. Crossfit deneyimi bana şunu verdi: Zor şeylere karşı duruşumu değiştirdi. Antrenmanlar bazen öyle ağır geliyor ki "bitti, yapamıyorum" diyorsunuz. Ama yapıyorsunuz. Ve bu his zihinsel kaslarınızı çalıştırıyor. Hayatın başka alanlarında da zorlandığımda artık hemen pes etmiyorum. Salondan getirdiğim bir alışkanlık bu. Üç yıl sonra hala aynı salonda aynı insanlarla antrenman yapıyorum. Aramızdaki sessiz anlaşma değişmedi: Kimse kimseyi küçümsemiyor, kimse birbirinin rekoru için endişelenmiyor. Sadece hareket ediyoruz. Bu yeterli.