Yönetmen filmi bekleme deneyimi müzisyenlerin albüm beklemesine benziyor; ama sinema için. Bir yönetmenin filmografisini keşfettiğimde bir süre sonra kaçınılmaz an geliyor: yeni filmi yok, beklemek var. Benim için bu an yaklaşık iki yıl önce oldu. İtalyan bağımsız sinemasına merak salmıştım, bir yönetmenin beş filmini art arda izledim. Sonuncusu bittikten sonra yeni film haberi aramaya başladım; henüz yoktu. Yönetmen filmi bekleme süreci böyle başladı. Bu bekleme garip bir aktivite. Ara ara haber arıyorsun; film festivali programlarına bakıyorsun, yönetmenin söyleşilerini takip ediyorsun. Cannes'da mı gösterilecek, Venedik'e mi gidiyor, ne zaman Türkiye'ye gelir? Bu arama kendisi bir tür sinema meşguliyeti oluyor. Yönetmen filmi bekleme sürecinde bir şey keşfettim: yönetmeni daha iyi tanımak. Eski söyleşileri okuyunca nasıl çalıştığını, neyi önemsediğini, hangi izleklerin peşinden gittiğini daha net gördüm. Film geldiğinde daha hazır izleyeceğim. Filmin duyurusunu gördüğümde basit bir haber gibiydi; birkaç satır. Ama benim için uzun beklemenin ödülüydü. Gösterim gününe özenle hazırlandım; erken bilet, iyi koltuk, o gece başka plan yok. Film beklentilerimi karşıladı mı? Büyük ölçüde. Yönetmen filmi bekleme deneyimi bana bir şeyi öğretti: beklentisiz izlemek neredeyse imkansız. Ama bilinçli beklenti ile naif beklenti farklı şeylerdir; birincisinde film daha zengin açılıyor.