Seyahat fotoğrafçılığı ekipman seçimi benim için bir yolculuktan önce tartışma konusu olmaz gibi görünüyordu. Çok açıktı: Ne kadar çok ekipman, o kadar çok seçenek. Ne kadar çok seçenek, o kadar iyi fotoğraf. Yanlıştım. Bir haftalık bir seyahate hazırlanırken sırt çantama iki gövde, üç objektif, tripod, flash, birkaç filtre, şarj aletleri, yedek piller ve bunların her birinin kılıfını koydum. Çantayı kaldırdım. Ağırdı. "Olsun, buna alışırım" dedim. Seyahat fotoğrafçılığı ekipman yükü ilk günün sabahı kendini gösterdi. Bir pazar yerinde yürürken, güzel bir sahneyle karşılaştım. Çantayı indirdim, doğru gövdeyi çıkardım, doğru objektifi taktım, ayarları yaptım. O sahne bitmişti. Işık değişmişti, kalabalık dağılmıştı. Üçüncü gün sırt ağrısı başladı. Dördüncü gün çantayı bırakmak istedim ama koyacak güvenli bir yer yoktu. Beşinci gün fark ettim ki ağır çantayla mekânlara girmek istemez oldum. Bazı yerleri atladım. O seyahatteki en iyi fotoğrafları aslında hangi gün çektim? Bir gün sadece küçük aynasız gövdeyle çıktığım gün. Hafif, hızlı, gizlenir. O gün daha çok yürüdüm, daha çok gördüm, daha doğal anlar yakaladım. Seyahat fotoğrafçılığı ekipman seçimi konusunda bugün şu ilkeyi taşıyorum: Seyahate götüreceğim ekipmanı önceden listelerim, sonra yarıya indiririm. Çoğu zaman yeterli gelir. Çünkü en iyi ekipman yanınızdaki ekipmandır.