Agile eleştiri yapıldığında savunma refleksi hemen devreye girer: "Gerçek Agile'ı uygulamıyorsunuz." Bu cevap, bir yöntemin her başarısızlığını yöntemin dışına atmanın klasik yoludur. Oysa iddia şudur: Agile manifestosunun temel ilkeleri bugün büyük ölçüde çarpıtılmış ve seremoni odaklı bürokratik bir yapıya dönüştürülmüştür. Scrum'ın ritüellerine bakalım. Sabah standupları başlangıçta kısa, enerji veren senkronizasyon toplantılarıydı. Pek çok takımda bu toplantılar durum raporu seansına dönüşmüştür: kim ne yapıyor sorusuna verilen cevaplar, gerçek işbirliğinin değil bireysel hesap verme baskısının ürünüdür. Takım üyeleri birbiriyle değil, Scrum Master'a karşı konuşur. Sprint planning, kağıt üzerinde tahminlere dayanır ve bu tahminler çoğunlukla gerçeklikle örtüşmez. Story point tartışmaları saatler alır; sonuçta üretilen rakam bir taahhüt değil, güven verme ritüelidir. Agile eleştiri perspektifinden bakıldığında sprint sonundaki demo seremoniyi, geri bildirimi gerçekten rehber olarak kullanan takımlarla geri bildirimi onaylayan takımlar arasındaki fark dikkat çekicidir. Çoğu sprint retrospective'i ise aynı sorunları farklı kelimelerle yineleyen bir döngüdür. Temel sorun şudur: Agile bir değerler seti olarak başladı, ardından sertifikalı bir endüstriye dönüştü. Sertifikasyon, eğitim ve danışmanlık ekonomisi, yöntemin içeriğinden bağımsız bir motivasyon yarattı. Süreç, ürünün önüne geçtiğinde Agile manifestosu değil Agile bürokrasisi uygulanıyor demektir. Çözüm Agile'ı terk etmek değil, seremonilerin arkasındaki soruyu sormaktır: Bu toplantı gerçekten bir karar üretiyor mu, yoksa yalnızca yapıldığını göstermek için mi yapılıyor?